<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tekin SoNmez - Writer, Photographer, Journalist &#187; Fotograf/Soylesi/Haber</title>
	<atom:link href="http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&#038;cat=4" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tekinsonmez.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 14:41:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>‘Upptrisad kamp om makten i valrörelsen’ Sağ köşede ve yanda tepe üstü monte edilmiş afişler var. Bu afişlerde ülkenin başbakanı var</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=812</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=812#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 14:41:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=812</guid>
		<description><![CDATA[Dün başlangıç yazısında &#8216;gazete haberlerine birlikte bakalım,&#8217; diyerek bir başlık verdim.
‘Alliansen på fortsaltt valfiske bland äldre.’
Bu başlıkta bir oyun olduğunu sonradan öğrendim.
Bu seçimlerde benim kavrayamadığım oyunlar var gibisinden bir duygu oluştu bende.
Bir duygu bu, buna sezgi de diyebiliriz. Hayır öyle mistik bir şey de değil.
Şöyle ki ben içimden gelen sese kulak verdim.
Bu sezgiye varır varmaz, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/09/SANY0090.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-813" title="SANY0090" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/09/SANY0090.jpg" alt="" width="336" height="448" /></a>Dün başlangıç yazısında &#8216;gazete haberlerine birlikte bakalım,&#8217; diyerek bir başlık verdim.</p>
<p>‘Alliansen på fortsaltt valfiske bland äldre.’</p>
<p>Bu başlıkta bir oyun olduğunu sonradan öğrendim.</p>
<p>Bu seçimlerde benim kavrayamadığım oyunlar var gibisinden bir duygu oluştu bende.</p>
<p>Bir duygu bu, buna sezgi de diyebiliriz. Hayır öyle mistik bir şey de değil.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THvJjOkw1MI/AAAAAAAAD34/DR7cU9Pee64/s1600/DSCN8275.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511220176062829762" class="alignleft" style="border: 0px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THvJjOkw1MI/AAAAAAAAD34/DR7cU9Pee64/s320/DSCN8275.JPG" border="0" alt="" width="240" height="320" /></a>Şöyle ki ben içimden gelen sese kulak verdim.</p>
<p>Bu sezgiye varır varmaz, bir dedektif buldum.</p>
<p>Konuların içinden çıkılmaz olanlarını ona bırakıyorum.</p>
<p>Bu seçimler ancak dedektif pertavsızı ile anlaşılabilir.</p>
<p>Bu düşünceye hangi nedenle vardım? Açıklayabilirim.</p>
<p>Sağ köşede ve yanda tepe üstü monte edilmiş afişler var.<br />
Bu afişlerde bu ülkenin başbakanı var.</p>
<p>Bu neden böyle diye bana sormayın? Ben de kimseye sormadım!<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THvL7ilOgcI/AAAAAAAAD4A/B-0vfb1ODAg/s1600/DSCN8305.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511222792773599682" class="alignright" style="border: 0px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THvL7ilOgcI/AAAAAAAAD4A/B-0vfb1ODAg/s320/DSCN8305.JPG" border="0" alt="" width="240" height="320" /></a></p>
<p>Afişin üzerinde yukarıdan aşağı iri puntolarla &#8216;MEGAFEL&#8217; yazılı.</p>
<p>Kentte bu tür afişler çoğaldı. Sağdaki ise Center Parti Başkanı. Şaşkınlığım iyice arttı.</p>
<p>Bunun nedenlerini araştırmak için bir dedektif buldum. Bazı şeyleri yakında o açıklayacak.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THvMyV4iPEI/AAAAAAAAD4I/iHnyhbxtr1c/s1600/DSCN8314.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511223734257728578" class="alignleft" style="border: 0px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THvMyV4iPEI/AAAAAAAAD4I/iHnyhbxtr1c/s320/DSCN8314.JPG" border="0" alt="" width="240" height="320" /></a><br />
İşte size bir afiş daha! Bunlar hem bakan hem parti başkanı.</p>
<p>Bu nasıl oluyor diyeceksiniz!</p>
<p>Böyle ise haydi şimdi işimize bakalım.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Dün &#8216;bu sayfalara belgesel olacak fotoğraflar serpiştirme&#8217; sözü verdim.</p>
<p>Gördüğünüz gibi bu sözümü sürdürüyorum, hiç de zevk almadan.</p>
<p>Fakat beni sevindiren meslektaşlarım açısından başka bir şey var.</p>
<p>Stockholm’den Türkiye’ye haber konusunda zorluk çeken rakip meslektaşlar için de bir kolaylık olacak.</p>
<p>Hani ayda yılda bir haberi zorlukla bulup çıkaranlar&#8230;<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THvP_P5pK6I/AAAAAAAAD4Y/9yN9ifVHRTc/s1600/DSCN8443.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511227254524947362" class="alignright" style="border: 0px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THvP_P5pK6I/AAAAAAAAD4Y/9yN9ifVHRTc/s320/DSCN8443.JPG" border="0" alt="" /></a></p>
<p>Zor bela haber yayınlatan hızlı muhabir meslektaşlar&#8230;</p>
<p>Onlar, bundan böyle &#8216;Dedektif Kim&#8217; buluşları, keşifleri peşinde koşsunlar.</p>
<p>Kolay gelsin! Her ne ise biz hemen konuya geçelim. Dedektif Kim!</p>
<p>Evet! Adı; Mr Dedektif Kim. İster inanın, ister inanmayın! Bu böyle.</p>
<p>Sonuç olarak Mr Dedektif Kim, ayağının tozu ile İngiltere’den geldi.</p>
<p>Gelir gelmez dün verdiğim ilk başlık için şunu söyledi.</p>
<p>Pertavsızını kullanarak dedi ki; ‘Alliansen’ kelimesi bir oyun.</p>
<p>Aslında; ‘İktidar partileri’ demesi gerekir.</p>
<p>‘Hükümet’ demesi gerekir. Fakat gazete bir şaşırtmaca yaparak, topu boşluğa atmış.</p>
<p>Ben de Mr Dedektif Kim için yeni bir blog açmanın yararını düşündüm.</p>
<p>Sağdaki gazete başlığı gibi labirent havası veren haberleri o çözecek.</p>
<p>Yarın buluşmak üzere hoşça kalın&#8230;</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez</p>
<p>Ağustos 2010, Stockholm<br />
Fotoğraflar: Feryal Özkale Sönmez</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=812</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Alliansen på fortsatt valfiske bland äldre.. İktidar ittifakı yaşlılar arasında seçim balık avını sürdürüyor&#8221;</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=809</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=809#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 14:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=809</guid>
		<description><![CDATA[İsveç, İsveç olalı böyle bir genel seçim görmedi!
Anadolu&#8217;da söylenir; tıpkı kulpsuz bir kazan gibi bu seçimler.
Neyi nereden tutacağınızı bilemiyorsanız el uzatmayın oraya.
&#8216;Sıcak kestane,&#8217; diyor İsveçliler, avucuna alırsan yakar!
Tıpkı işte bu tanım gibi, İsveç’te bu seçim dönemi çok civcivli geçeceğe benziyor.
Kolay değil yorum yapmak!
Kim kazanıyor, kim yitiriyor diye kahve falına bakmak daha iyi!
Bir kez İsveç, otuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/09/DSCN8390.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-810" title="DSCN8390" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/09/DSCN8390-257x300.jpg" alt="" width="257" height="300" /></a>İsveç, İsveç olalı böyle bir genel seçim görmedi!</p>
<p>Anadolu&#8217;da söylenir; tıpkı kulpsuz bir kazan gibi bu seçimler.</p>
<p>Neyi nereden tutacağınızı bilemiyorsanız el uzatmayın oraya.</p>
<p>&#8216;Sıcak kestane,&#8217; diyor İsveçliler, avucuna alırsan yakar!</p>
<p>Tıpkı işte bu tanım gibi, İsveç’te bu seçim dönemi çok civcivli geçeceğe benziyor.</p>
<p>Kolay değil yorum yapmak!</p>
<p>Kim kazanıyor, kim yitiriyor diye kahve falına bakmak daha iyi!</p>
<p>Bir kez İsveç, otuz yıl, yirmi yıl, on yıl önceki İsveç değil.</p>
<p>İnsanlar, rejimler değişti. Dünya da çok değişti İsveç de çok değişti.</p>
<p>Sağ köşedeki fotoğraf, seçime olan ilgiyi gösteriyor. Stockholm, &#8216;Kungsholmen&#8217;.</p>
<p>30 Ağustos 2010 günü öğleden sonra çekilmiş, evet sanat değeri yüksek bir fotoğraf. Evet hafiften çiseleyen bir yağmur da var.</p>
<p>Şimdi olaya nesnel gözle bakalım. Sahada kimse yok&#8230; Ne seyirci, izleyici ne de aktörler, oyuncular&#8230; Yine de bir oyun var&#8230; Sanal bir tiyatro&#8230; Evet!</p>
<p>Bilindik ezberlenmiş bozulmuş. Tüm kurallar, ilkeler, inançlar ayaklar altında, ya da tersi baş üstünde&#8230;<br />
<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THpXZBa5GRI/AAAAAAAAD3A/QTFhtZ3fVvk/s1600/DSCN8343.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510813181430798610" class="alignleft" style="border: 0px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THpXZBa5GRI/AAAAAAAAD3A/QTFhtZ3fVvk/s400/DSCN8343.JPG" border="0" alt="" /></a><br />
Aslında nerede oldukları belli değil.</p>
<p>Hani çok kestirmeden kızabilirsiniz.</p>
<p>Olur olmaz her durumdan, &#8216;vazife&#8217; çıkarabilirsiniz kendinize!</p>
<p>(&#8216;Vazife çıkarmak&#8217; Türkçe bir deyim.)</p>
<p>Sağ köşede bir gazete haberi.</p>
<p>Deniliyor ki &#8220;Yeşil Parti, Stockholm&#8217;de hemen hemen başabaş.&#8221;</p>
<p>&#8220;Vazife çıkarmak,&#8221; gibi bir durum yok burada&#8230;</p>
<p>Daha ilk başta açık edelim.</p>
<p>Daha başka gazete haberleri de vereceğiz.Zorluk da burada!<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THpZJGl-xGI/AAAAAAAAD3I/_-2byXnt1Eg/s1600/DSCN8373.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510815106964833378" class="alignright" style="border: 0px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THpZJGl-xGI/AAAAAAAAD3I/_-2byXnt1Eg/s320/DSCN8373.JPG" border="0" alt="" width="240" height="320" /></a></p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Bu sınırlamalardan sonra ne yapmak için buradayız?</p>
<p>Olayın neşeli yanlarını, hoş ve biraz da eğlenceli yanını görmek.</p>
<p>Bu da az şey olmasa gerektir.</p>
<p>Her söze, her afişe, her duruma kendinizi &#8220;ters düşürürseniz&#8221; yandınız.</p>
<p>Eğer bir partiye kendinizi yakın hissediyorsanız işiniz daha da zor.</p>
<p>İşte bu romantizm bitirir insanı, can evinden vurur!</p>
<p>Yandığınızın resmidir bu duygu.</p>
<p>Şu arkaik evrelerde kalmış romantizm, yakar tüketir sizi.</p>
<p>En iyisi mesafeli durmak siyasa dalgalarına.</p>
<p>Kim haklı, kim haksız&#8230;<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THpgrlKUB0I/AAAAAAAAD3Y/dhuaod3D2tY/s1600/DSCN8368.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510823395867232066" class="alignleft" style="border: 0px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/THpgrlKUB0I/AAAAAAAAD3Y/dhuaod3D2tY/s400/DSCN8368.JPG" border="0" alt="" width="400" height="300" /></a></p>
<p>Bu tür bir dalaşmaya da uzak durmak&#8230;</p>
<p>Bu sayfalara belgesel olacak fotoğraflar serpiştirmeyi unutmadan.</p>
<p>Böylece yine de belgecilik öne çıkacak demektir.<br />
Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez</p>
<p>Fotoğraflar; Feryal Özkale Sönmez</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=809</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arı, arıcılık, Sarıkamış&#8217;tan Batı&#8217;ya nüfus hareketleri ve arıcı bir aile tarihine giriş&#8230; &#8216;Arılarda bir işçi arılar var, bir erkek arılar var bir tane ana arı var. Tek bir ana arı. O ana arı, arı ailesinin yegane varlığı o. Ama o bir ana olmadığı zaman kovanın içi lebaleb arı olsa düşmana karşı kovanı koruyamıyorlar.  Eğer o bir ana kovanda yoksa bütün arılar yatıyor, çalışmıyorlar, bal getirmiyorlar, diyen Soyaile Onur Büyüğü Sayın Keramettin Şenocak ile söyleşi&#8230;</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=781</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=781#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 23:53:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=781</guid>
		<description><![CDATA[Bal! Bal etkin ve aktif olan nesnelerin başında gelir.
Arı ve arıcılık da bir meslek olarak insanlık tarihi ile başabaş ilerliyor.Balın bir yerel tarihi, bir de uygarlık tarihi var.
Ayrıntılarla dolu bölge tarihi de bunun içindedir.
Doğa, çevre, insan; yerine göre toplumsal ve yerel yazılı anı dokümanları&#8230;
Sözle gelip kağıda dökülenler, sesli kayıtlar, fotoğraflar&#8230;
Tek tek bir çekirdek merkeze yakın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Bal! Bal etkin ve aktif olan nesnelerin başında gelir.<a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/08/bal.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-782" title="bal" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/08/bal-300x232.jpg" alt="" width="300" height="232" /></a></h3>
<div>Arı ve arıcılık da bir meslek olarak insanlık tarihi ile başabaş ilerliyor.Balın bir yerel tarihi, bir de uygarlık tarihi var.</p>
<p>Ayrıntılarla dolu bölge tarihi de bunun içindedir.</p>
<p>Doğa, çevre, insan; yerine göre toplumsal ve yerel yazılı anı dokümanları&#8230;</p>
<p>Sözle gelip kağıda dökülenler, sesli kayıtlar, fotoğraflar&#8230;</p>
<p>Tek tek bir çekirdek merkeze yakın bireylerin geride bıraktıkları dökümanlarla oluşur.</p>
<p>Her bireyde, yerel tarih ile ilgili veriler, bireylik anıları olmayabilir.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFmzaswQOhI/AAAAAAAAD1w/pFyzsdCFpSo/s1600/Copy+of+CIMG0091.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501625691081292306" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFmzaswQOhI/AAAAAAAAD1w/pFyzsdCFpSo/s200/Copy+of+CIMG0091.JPG" border="0" alt="" width="200" height="178" /></a>Fakat kimileyin aynı kişide farklı bir ayrıntı, bir arkaplan ögesiyle yerel tarih dokusu oluşturur.</p>
<p>Bir yanda aile tarihi ve öte yanda bireylerin tek tek tarihleri de sonunda bu toprakların tarihidir.</p>
<p>Soyaile onur büyüğü Sayın Keramettin Şenocak da bu örnekler içinde anılmalı.<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm2nUx1eEI/AAAAAAAAD2A/CEdfv6kRY08/s1600/CIMG0181.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501629206518659138" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm2nUx1eEI/AAAAAAAAD2A/CEdfv6kRY08/s200/CIMG0181.JPG" border="0" alt="" width="150" height="200" /></a></p>
<p>Özel ve özgün bir üretim tekniği gerektiren ve seçkin bir ürün olan bal konusu, Soyaile açısından bir aile tarihidir.</p>
<p>Bu bölgenin belli bir evresi için, yerel tarihi onun söyleşileri ile kurma yolunda ilerliyoruz.</p>
<p>Soyaile onur büyüğü Sayın Keramettin Şenocak ile arı ve arıcılık konulu söyleşiyi Bünyan&#8217;da yaptık.</p>
<p>Evinin bahçesinde ona sorduk. Bir süre sözünü kesmeden onu ve bahçeyi izledik, o anlatısını sürdürdü.</p>
<p>Uzun  süre arılardan söz etti. Arıların nasıl bir düzenle yaşadıklarını,  hangi ilkeler doğrultusunda hareket ettiklerini ses tellerini serbest  bırakarak ayrıntılarıyla ve zaman zaman çoşkuya kapılarak anlattı.</p>
<p>Bunları biraz olsun biliyordum fakat ayrıntılardaki keskin durumları işittikçe şaşkınlığım artıyordu.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm4szd2nzI/AAAAAAAAD2Q/MVIYTmeGv20/s1600/CIMG0084.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501631499678949170" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm4szd2nzI/AAAAAAAAD2Q/MVIYTmeGv20/s200/CIMG0084.JPG" border="0" alt="" width="162" height="200" /></a>Coruh  Kanyonları ile bağlantısı olan Kars Platosu doğal yaylasal uzantı bu  topraklarda bal üretimine uygun bir ortam yaratmış. Arılar bu ailenin  hayatında nirengi noktası olmuş.</p>
<p>&#8216;Arılar üçe ayrılırlar,&#8217; derken, yüzüme baktı. Coşku içinde sürdürdü, kendisini tutamıyordu.</p>
<p>Solda Soğanlı Dağları eteklerinde Bardız&#8217;ı içine alan yerel ve toplumsal 1950 öncesi bir tarihtir bu anlatılar.<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm2PyA587I/AAAAAAAAD14/Fhqi3Rks0PM/s1600/Copy+%282%29+of+koy.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501628802049635250" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm2PyA587I/AAAAAAAAD14/Fhqi3Rks0PM/s320/Copy+%282%29+of+koy.jpg" border="0" alt="" width="320" height="106" /></a><br />
Şimdi bu söyleşiyi birlikte izleyelim.</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;<br />
Tekin SonMez, Stockholm 4 Ağustos 2010</p>
</div>
<div>K;  Arı diğer hayvanlara pek benzemeyen bir hayvan ailesi Tekinciğim. Belki  birçok hayvan nesli ortadan kalkabilir ama arının neslinin ortadan  kalkması mümkün değil. Şimdi öyle bir düzeni var ki arı ailesinde hem  tam bir komünist düzen, sosyalizmden öteye bir komünist düzen, hem de  tam bir demokratik düzen mevcut, bir aile olarak. Şimdi şöyle, arılarda,  bir işçi arılar var, bir erkek arılar var bir de bir tane ana arı var.  Tek bir ana arı. O ana arı, arı ailesinin yegane varlığı o. O ana olduğu  zaman bir avuç arı da olsa, düşmana karşı, yabancı arılara karşı,  baskınlara karşı kovanı koruyabiliyor. Ama o bir ana olmadığı zaman  kovanın içi lebaleb arı olsa düşmana karşı kovanı koruyamıyorlar. O bir  ana, eğer kovanda varsa onbinlerce arı görevini harfiyen yerine  getiriyor. Eğer o bir ana kovanda yoksa bütün arılar yatıyor,  çalışmıyorlar, bal getirmiyorlar&#8230;<br />
T; Kovan ana arının elinde, böyle ise. Ana arı bu kadar önemli mi?<br />
K; Kovana ana arı hükmediyor. Ama o işçi arılar da o ana arıyı istedikleri zaman öldürüyorlar, yeni bir ana arı yapıyorlar&#8230;<br />
T; İşçi arılar ana arıyı öldürüyor, yeni bir ana arı yapıyorlar&#8230; Yeni bir ana arı mı seçiyorlar yani?<br />
K;  Ana arı seçiyor o işçi arılar. O işçi arılar, bal yemesinler diye  mevsiminden sonra erkek arıları da öldürüyorlar. Kovana işçi arılar  hakim, iğneleri var ya! Onlar hakim kovana. Ama o işçi arılar o bir tek  ana arı olmadığında hiçbir şey ifade etmiyor, öyle bir sistemleri var.<br />
T; Onların bir müzik sesi çıkardığı söylenir. Arılar da ezgi söyler mi?<br />
K;  Arı tabii evvela kendileriyle konuşuyorlar, bir yerde bir bal kaynağı  buldukları zaman gelip haber veriyorlar. Bir arı gelip haber veriyor,  bulduğu zaman, kuvvetli bir koku alma yetenekleri var, onbinlerce arı  oraya bir saat geçmeden üşüşmüş oluyor. Onbinlerce arıya duyurmuş  oluyor. Hareket ederek, kovanın içerisinde hareket ederek, oranın yönünü  ve mesafesini gösteriyorlar. Ses çıkararak da o kaynağın ne olduğunu  ifade ediyorlar.<br />
T; Ezgili melodik bir ses çıkarıyorlar. Oğul verme sırasında nasıl ses çıkarıyorlar?<br />
K;  Arı her türlü müzik seslerini çıkarıyor. O müzik sesleri, yani &#8216;do re  mi fa sol la si do&#8217; seslerini çıkarırken bir şeyler ifade ediyor.  Mesela; &#8216;la&#8217; sesini döndüğü zaman  çıkarıyor. Bal yüklü olduğu zaman  &#8216;la&#8217; sesiyle dönüyor. Bağa gideceği zaman &#8217;si&#8217; sesi, kızdığı zaman  &#8216;mi&#8217;sesini çıkarıyor. Oğul vereceği zaman üreyeceği zaman &#8216;do&#8217; sesini  çıkarıyor. Bakın arıda böyle bir yetenek var.<br />
T; Şimdi birkaç saptama yapalım. Şerif Dede arıcı mıydı? Bu arıcılık aileye nereden geliyor?<br />
K;  Arıcılığı ben anlatayım, Şerif Dedem&#8217;den kalan, bizim iptidai  kovanlarımız vardı.. varmış daha doğrusu.  Dedemin, iptidai kovanları  varmış. Ama rahmetli amcam, Maksut amcam, askerliğini jandarma başçavusu  olarak Posof’ta yaptı ve ordan terhis oldu. Zannediyorum ki 1908 &#8211; 1910  civarı doğumludur. Maksut amcam Posof’ta askerliğini Jandarma Başçavuşu  olarak yaparken,Yusuf isminde birisi ile tanışıyor. Onun kızı Kabire  ablamız, yengemiz daha doğrusu, onunla evleniyor. Yusuf efendi arıcı,  fenni arıcı. Ruslarda fenni arıclık ileri. Makineleri, alet edavatları  var. Osmanlı’da fenni arıcılık yok. Şimdi oradan fenni arıcılığı  öğreniyor, Bardız’a geliyor orada fenni arıcılığı kuruyor.<br />
T; Fakat babası Şerif Efendi de arıcı, kütük kovanlar ve arıları var.<br />
K;  Evet! İptidai kovanlar var, yarma kovanlar. Kütük kovanlar var, fenni  kovan yok. Fenni kovanı Bardız&#8217;a ilk defa, yöreye amcam getiriyor. Ee  tabii Babam marangozluğa yatkın, mükemmel, amcam da öyle. Marangozlukla  arıcılık bir arada gidiyor. Çünkü malzemeyi yapmak lazım. İki bahçemiz  var, bunlar arıları çoğaltıyorlar ve arıcılığa başlıyorlar.<br />
T; İki kardeş Fettah ve Maksut&#8230;<br />
K;  İki kardeş. Ben gördüğüm zaman iki bahçede 350 &#8211; 400’er kovan vardı o  zaman. Öyle olurdu ki günde 10 &#8211; 15 tane oğul verirdi, biz baş  edemezdik. Günde 200 &#8211; 300 tane çerçeveyi çakardık, sabahleyin gider  kovanlara verirdik, ertesi gün bir daha.<br />
T; Bu bal nereye satılırdı?<br />
K;  Tonlarca bal üretirdik. Bu bal İstanbul Beyoğlu Balık Pazarı’nda Hasan  Tunç isimli birisine giderdi. Belki kırk sene ona gitti.. biz onu  kağnılarla Yeniköy tren istasyonuna götürürdük, oradan trene verirdik.  Tren görütürdü istanbul’a.<br />
T; Haydarpaşa’ya&#8230;<br />
K; İşte nerde  indirirse.. orada onlar alırdı. Süzme ve petek olarak tonlarca bal  giderdi satılırdı. Babam da o balların paralarını, İstanbul’a gider,  seyahat eder alırdı. Kalan paralarını adam avans gönderirdi. Önceden  Fettah bey bu yıl gene ballar benim, fiyatına her kaç lira dersen,  derdi. Tereyağı 35 kuruşsa bal 55 kuruştu, kilogramı. En son ben  hatırlıyorum, biz 2,5 liradan verdik. Bak 55 kuruştu bal 2,5 liraya  kadar çıktı.<a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFnbTwoOCYI/AAAAAAAAD2w/LGQiXKSGfcQ/s1600/CIMG0109.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501669552327362946" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFnbTwoOCYI/AAAAAAAAD2w/LGQiXKSGfcQ/s200/CIMG0109.JPG" border="0" alt="" width="150" height="200" /></a><br />
T; Hangi yıldı o?<br />
K; 1955’te.<br />
T; 1955’te 2,5 lira oldu.<br />
K; 2,5 liradan verdik.<br />
T; Bu tarihten sonra arıcılığı bıraktınız mı?<br />
K;  Bu tarihten sonra ben, tabii askere gittim. Kardeşlerim devam ettiler.  Ve yıllarca Hasan Tunç’a verdik balımızı. Çünkü o hepsi, ne varsa alırdı  toptan parasını öderdi.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Fettah Bey ve  Maksut Bey ile yükselen  modern arıcılık otuzlu yılların başlarına  rastlar. Şerif Efendi ise geleneksel arcılığı yüz otuz, yüz kırk yıl  önce 1800&#8242;lerin ortalarında yapmış bir aileden geliyor. Belki de çok  daha eski, yüzyıllara dayanan bir gelenek temsilcisi bir ailenin  çocukları, bu bölgede arıcılık tarihinin de kurucukarıdır. Keramettin  Bey Şerif Efendi&#8217;den başlayan üçüncü kuşak temsilcisi.</p>
<p>Sayın  Keramettin Şenocak rüyalarında da bu iki doğa parçası arasında yaşadı.  Arı tutkusu, onun Batı rüyası peşinde koşmasına engel oldu.</p>
<p>Solda bu arıcılık öyküsü<a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm9gtHXApI/AAAAAAAAD2g/NLDugjBNpzA/s1600/nehir+1.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501636789373698706" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm9gtHXApI/AAAAAAAAD2g/NLDugjBNpzA/s320/nehir+1.jpg" border="0" alt="" width="320" height="200" /></a>nün tarih olduğu Soğanlı Yaylaları etekleri, Coruh Kanyonları.</p>
<p>Sağ alt köşede Keramettin Bey&#8217;in arıcılıkla son kırk yıllını geşirdiği pastoral Kayseri, Bünyan görüntüsü.</p>
<p>Sevgi içtenlik&#8230;<br />
Tekin SonMez</p>
<p>Foto; Feryal Özkale Sönmez<br />
Söyleşi; Temmuz 2008, Bünyan, Kayseri</p>
<p>BAKINIZ  http://aktifetkin.blogspot.com/ <a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm8PzkdkeI/AAAAAAAAD2Y/2wzeq0Oe7Vo/s1600/CIMG0131.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501635399536972258" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFm8PzkdkeI/AAAAAAAAD2Y/2wzeq0Oe7Vo/s400/CIMG0131.JPG" border="0" alt="" width="400" height="151" /></a></p>
</div>
<p><a title="Kaydı Düzenle" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=910749748039662480&amp;postID=4045053658806837774"> </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=781</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muğla, salt Türkiye&#8217;de değil dünyada coğrafi bir benzerliği olmayan bir doğaya sahip. Bir ucu Ege, öteki ucu Akdeniz&#8230;  Sırtını Homeros&#8217;un anlatılarından tanıdığımız dağlara dayamış bir kent! Kıyılarında arkaik evre fizikçileri, matematikçileri, yazarları ve felsefecileri ile uygarlık tarihinde iz bırakmış bu topraklar, bugün Muğla diye adlandırılıyor. Bu topraklarda üst düzey yaratıcı zeka sahibi olmakla ayakta kalabilir insan. MELSA, Muğla El Sanatları kuruluşu. Ev kadınlarına istihdam olanakları açan kısa adı MELSA olan bu işletmenin Muhasebe Müdürü Sayın Nazmiye Kulaç ile söyleşi</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=658</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=658#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 21:58:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=658</guid>
		<description><![CDATA[Bu blog, kent, insan, olay motifli haber konulara daha yakın. Çokluk bu  üçlü bir aradadır. Kent neresi olursa olsun bakarsınız insan öne geçer  bir yerde. O haberde insan odak noktası olur. Başka bir yerde olay öne  geçer, kent neresi olursa olsun değişmez olayın haber niteliği.
Bu  haberde her üçü de ortak ağırlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/melsa1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-663" title="melsa" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/melsa1.jpg" alt="" width="381" height="496" /></a>Bu blog, kent, insan, olay motifli haber konulara daha yakın. Çokluk bu  üçlü bir aradadır. Kent neresi olursa olsun bakarsınız insan öne geçer  bir yerde. O haberde insan odak noktası olur. Başka bir yerde olay öne  geçer, kent neresi olursa olsun değişmez olayın haber niteliği.</p>
<p>Bu  haberde her üçü de ortak ağırlık taşıyor. İl sınırları ile bu haberde  kent Muğla. Muğla, salt Türkiye&#8217;de değil dünyada coğrafi bir benzerliği  olmayan bir doğaya sahip. Bir ucu Ege, öteki ucu Akdeniz&#8230;</p>
<p>Sır<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFB_bqrvqZI/AAAAAAAADpY/0KWMp5LFbsI/s1600/DSCN4228.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499035258310338962" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFB_bqrvqZI/AAAAAAAADpY/0KWMp5LFbsI/s320/DSCN4228.JPG" border="0" alt="" width="240" height="320" /></a>tını  Homeros&#8217;un anlatılarından tanıdığımız dağlara dayamış bir kent!  Kıyılarında arkaik evre fizikçileri, matematikçileri, yazarları ve  felsefecileri ile uygarlık tarihinde iz bırakmış bu topraklar, bugün  Muğla diye adlandırılıyor.</p>
<p>Bu topraklarda üst düzey yaratıcı zeka sahibi  olmakla ayakta kalabilir insan.</p>
<p>Bugünkü haberimiz bu üçlemeye uygun düşüyor. Olayda imgelem ve tasarım dehası olarak MELSA odak noktasıdır.</p>
<p>İnsan  ise, MELSA çalışanları, şöyle ki daha bu tasarımın ortaya çıkışı ile  kadınlar odak noktasıdır. Türkiye’de ilk bayan Vali Lale Aytaman’ın  Muğla’ya gelişi ve girişimi ile 1995’te kuruluş çalışmalarıyla MELSA ortaya çıkar.</p>
<p>Böylece bu haberdeki üçlemenin sınırları; kent, insan, olay; somut ve anlaşılır haber nitelikleriyle çizildi. Buna,  bu habere bir de el emeği olan annelerin üretimini ve ev geçindirme  yollarına deggin bir iş/güç odağı oluşunu ekleyebiliriz. Bu  özellikleriyle yaptığımız MELSA tanıtımı, aynı zamanda bir Muğla  tanıtımıdır.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Bir  rastlantı sonucu yolumuz Muğla&#8217;dan ve MELSA’dan geçti. Muhasebe Müdürü  Sayın Nazmiye Kulaç ile ardından İşletme sorumlusu Sayın Nuray Kuri ile  tanıştık.</p>
<p>İy<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCFKWAwkOI/AAAAAAAADpw/RtgJMwAqBaM/s1600/DSCN4229.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499041557773324514" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCFKWAwkOI/AAAAAAAADpw/RtgJMwAqBaM/s200/DSCN4229.JPG" border="0" alt="" width="150" height="200" /></a>i de oldu.</p>
<p>MELSA, bir imaj olarak algı dağarımıza silinmeyecek şekilde işlendi.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCCTGZ5odI/AAAAAAAADpo/Q9De8JbVz1Q/s1600/DSCN4226.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499038409667748306" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCCTGZ5odI/AAAAAAAADpo/Q9De8JbVz1Q/s200/DSCN4226.JPG" border="0" alt="" width="130" height="200" /></a>MELSA&#8217;nın Muğla&#8217;da; kültür, ekonomi, turizm için nasıl önemli olduğunu gördük.</p>
<p>Verilen  bilgiye göre, tütün, tütüncülük dar boğaza girmiştir bu bölgede.  Tütüncülük yapılan köylerdeki kadınların işsiz kalması sıkıntı yaratır.  &#8216;Bu kadınları başka nereye kanalize edebiliriz,&#8217; diye Vali Lale Aytaman  bir araştırma ile yola çıkar.</p>
<p>Bu köylerde daha önceden el  dokumacılığının yapıldığı tespit edilir. Tütünde ve tarlada çalışan  kadınlar, geçim sağlasınlar diye MELSA canyeleği olur.</p>
<p>Bu başlangıç ile bu olayda yine kadınların parmak izleri ortaya çıkıyor. Sayın Lale Aytaman unutulmuyor MELSA&#8217;da.</p>
<p>MELSA  El Dokuması üretim sorumlusu Sayın Nuray Kuri&#8217;nin çalışma odasında,  MELSA Muhasebe Müdürü Sayın Nazmiye Kulaç ile yaptığımız söyleşiyi  birlikte izleyelim.</p>
<p>MELSA’nın ne olduğunu daha doğrusu ne olmadığını ondan öğreneceğiz.</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCLNeM7_fI/AAAAAAAADqg/GPjkeQRduI4/s1600/DSCN4231.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499048208581262834" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCLNeM7_fI/AAAAAAAADqg/GPjkeQRduI4/s200/DSCN4231.JPG" border="0" alt="" width="200" height="150" /></a></p>
<p>Tekin SonMez, 28 Temmuz 2010, Stockholm</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCKf6j-5mI/AAAAAAAADqQ/vI43XFpVIn4/s1600/Copy+of+DSCN4232.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499047425920132706" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCKf6j-5mI/AAAAAAAADqQ/vI43XFpVIn4/s400/Copy+of+DSCN4232.JPG" border="0" alt="" width="400" height="160" /></a></p>
<p>SORU; Sayın Nazmiye Kulaç, MELSA nedir, ya da ne değildir?</p>
<p>YANIT;  Sayın Sönmez, köylerde üretilen tütüne kota konulduktan sonra tütün  tarlalarında çalışan kadınların işsiz kalması üzerine, işsiz kalan bu  köylü kadınlara istihdam yaratma yollarını arayan Türkiye&#8217;nin ilk kadın  Valisi Lale Aytaman, Yeşilyurt’ta el dokumacılığına yönelik olarak  1994’de bir kooperatif kuruyor.</p>
<p>İş<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCRyj2HisI/AAAAAAAADqo/ujPouczZDJw/s1600/Copy+of+SANY0154.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499055442821089986" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCRyj2HisI/AAAAAAAADqo/ujPouczZDJw/s200/Copy+of+SANY0154.JPG" border="0" alt="" width="118" height="200" /></a>te MELSA’nın temeli de 1994 yılında  kurulan bu kooperatifle atılmış. O dönemde Lale Hanım’ın eski diplomat  olmasından da kaynaklanan geniş çevresi sayesinde yoğun olarak alınan  dokuma ürün siparişlerinin karşılanmasında gerek kapasite yetersizliği  ve gerekse de köylülerin birbirleri ile geçimsizliklerinden  dolayı zorluklar yaşanmış. Bunun üzerine, 1995 yılında Muğla Valiliği  bünyesinde altı aylık bir el dokumacılığı kursu düzenleniyor ve hemen  akabinde bu kursiyerlerin bilgi ve yeteneklerini hayata  geçirebilmelerini teminen MELSA Muğla El Sanatları San. Tic. Ltd. Şti.  kuruluyor.</p>
<p>SORU; 1994′teki kuruluş İlkeleri devam ediyor; Kadınlara iş alanı yaratmak. Melsa’nın çalışma alanlarını da öğrenebilir miyiz?<br />
YANIT:  Bugün MELSA, el dokumacılığı faaliyetlerinin dışında turizm ve kültür  hizmetlerine de büyük ağırlık vermiş, bu alanlarda bölgede geniş bir  şekilde tanınmış ve il bazında vergi rekortmenliği başarısını göstermiş  bir şirket konumundadır.</p>
<p>SORU; ‘Dokumacılık kursları,’ dedin<a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCUWF5yCHI/AAAAAAAADrQ/1SzxKiJHRFw/s1600/DSCN4234.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499058252281940082" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCUWF5yCHI/AAAAAAAADrQ/1SzxKiJHRFw/s200/DSCN4234.JPG" border="0" alt="" width="150" height="200" /></a>iz. Dokumacılık yapılan başka yerler var mı?</p>
<div>YANIT:  Kuruluş sonrasında şirket bünyesinde dokumacılık kursu düzenlenmedi.  İlerleyen yıllarda çeşitli köylerdeki kadınlardan kendi evlerinde  dokumacılık yapma talebi geldi; kuruluş amacımıza da uygun olan bu  talepler değerlendirildi ve dokuma tezgahı olmayanlara dokuma tezgahı  tahsis edilerek bu alanda üretimimize katkıda bulunmaları sağlandı. Yani  bugün, atölyemizde acil siparişleri karşılayabilecek yeterlilikte  kadromuzun yanı sıra köylerimizde de Melsa’nın desteğiyle dokumacılık ve  el işçiliği faaliyetleri yürütülmektedir. Kendi evlerinde çalışan  dokumacı ve el işçilerimizin sayısı 65’tir.</div>
<p>SORU; Altmış beş bayan üre<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCSyapmLWI/AAAAAAAADq4/V7oxBul1ZMY/s1600/DSCN4226.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499056539864280418" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCSyapmLWI/AAAAAAAADq4/V7oxBul1ZMY/s200/DSCN4226.JPG" border="0" alt="" width="130" height="200" /></a>tiyor! Neler üretiliyor Nazmiye Hanım?<br />
YANIT;  Yirmi beş kadın dokuma yapıyor, diğerleri nakış, bağlama, kanaviçe,  dantel gibi el işleri yapıyorlar. Onların ürettiği dokuma kumaşlar ve el  işi ürünleri atölyede değişik kombinasyonlarda tasarlanarak ev tekstili  ve giyim ürünleri haline getiriliyor.</p>
<p>SORU; MELSA dokumacılık dışında, işlettiğiniz turizm alanları konusunda örnek verir misiniz?<br />
YANIT;  MELSA 2000 yılından bu yana dokumacılığın dışında turizm ve yerel  kültüre yönelik faaliyetlerde de bulunuyor. Örnek vermek gerekirse, işte  dünyaca ünlü Ölüdeniz plajını MELSA işletiyor. Ölüdeniz, MELSA  tarafından işletilmeye başlandıktan sonra hem eski temiz ve güzel  günlerine yeniden kavuştu, mavi bayraklı bir plaj haline geldi, hem de  şirkete ekonomik anlamda çok büyük katkılar sağladı. Bununla beraber,  Saklıkent Milli Parkını da, arada bir yıllık boşluk olsa da, 2003’ten bu  yana MELSA işletiyor. Yine Ölüdeniz’in de içinde bulunduğu Kıdrak Milli  Parkının günübirlik alanını da MELSA işletiyor. Bu sene şirketimiz,  yamaç paraşütçülerinin ve diğer hava sporcularının Babadağ’dan  Ölüdeniz’e atlayış yaptıkları hava sporları alanın işletmesini de  üstlenerek, bu alanı uluslararası havacılık güvenlik standartlarına göre  düzenledi.<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCVXcq6wCI/AAAAAAAADrg/qDdQHn9SOjo/s1600/SANY0123.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499059375085109282" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCVXcq6wCI/AAAAAAAADrg/qDdQHn9SOjo/s320/SANY0123.JPG" border="0" alt="" width="186" height="320" /></a></p>
<p>SORU; Turizmden kazandıklarınızla ne yapıyorsunuz?<br />
YANIT;  Turizm işletmelerimizden elde edilen gelirler, bölge  kültürüne,  eğitime ve çevre köylerin altyapı hizmetlerine katkı sağlamak için  kullanılıyor. Bazı örnekler vermek gerekirse; &#8216;Ormancı&#8217; türküsüne  kaynaklık eden ve neredeyse tamamen yıkılmış olan Belen Kahvesi’ni satın  alarak aslına uygun şekilde restore ettik ve şu an bir müze-kafeterya  olarak işletiyoruz. Yine aynı türküde geçen Gevenes Değirmeni de Melsa  tarafından aslına uygun olarak restore edildi. Muğla’nın ilk belediye  başkanının evi olan “Hacı Kadı Evi” de yine Melsa tarafından  mirasçılarından mülkiyeti satın alınarak aslına uygun restore edildi.  Fethiye’de 2011-2012 öğretim yılına yetiştirmeyi planladığımız bir  meslek lisesi projemiz var, bu lisenin inşaatı tamamen Melsa tarafından  finanse edilecek. Muğla Üniversitesi’nin değişik bölümlerinde okuyan  toplam 85 öğrenciye burs sağlıyoruz. Ayrıca, faaliyet gösterdiğimiz  belde ve köylerin yol, altyapı, cami, çocuk parkı gibi ihtiyaçlarının  karşılanmasına katkı sağlıyoruz.</p>
<p>SORU; MELSA şirket olarak nereye bağlı? Çalışma düzeniniz nasıl işliyor?<br />
YANIT;  Biz Muğla İl Özel İdaresi’nin bir iştirakiyiz. MELSA, yüzde yetmişbeşi  İl Özel İdaresi’ne ve yüzde yirmi beşi Muğla’ya Hizmet Vakfı’na ait bir  limited şirkettir. Her ne kadar resmi kurumlara bağlı bir işletme olsa  da, Melsa’nın işleyişi diğer özel sektör şirketlerinin işleyişinden  farklı değildir. Yani, ertesi güne bırakılmaması gereken bir iş varsa ve  olağandışı şartlar söz konusu değilse, o iş o gün tamamlanır.</p>
<p>SORU;<a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCTXYxxwsI/AAAAAAAADrI/wNfmD9z_79g/s1600/DSCN4235.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499057175016882882" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCTXYxxwsI/AAAAAAAADrI/wNfmD9z_79g/s200/DSCN4235.JPG" border="0" alt="" width="150" height="200" /></a> Muğla kültür varlıklarını kurtarma girişimleri devam ediyor mu?<br />
YANIT;  Evet! Yatağan’a bağlı Bozüyük Beldesi Osmanlı döneminde büyük bir  yerleşim merkeziydi. Antik dönemlere uzanan bir tarihi dokuya sahip olan  bu beldede, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde öğretmenlik yapmış olan  Hacı Şükrü Bey’e (Bilginsoy) ait evi mirasçılarından satın alarak  restore ettik, şu an bu ev butik otel olarak hizmet veriyor. Yine aynı  beldede bulunan Cemil Toksöz Konağı’nı da satın aldık; Kentsel Sit alanı  içinde yer alan bu konağın restorasyon projesi, Kültür ve Tabiat  Varlıklarını Koruma Kurulu’nun onayından geçmiş durumda. Konak,  önümüzdeki günlerde restore edilecek.</p>
<p>SORU; Ressam Osman Hamdi Bey ile ilişkili bir çalışma da var mı?<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCSVe9sMnI/AAAAAAAADqw/JfP1Ab21Xkk/s1600/DSCN4257.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499056042806096498" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCSVe9sMnI/AAAAAAAADqw/JfP1Ab21Xkk/s200/DSCN4257.JPG" border="0" alt="" width="150" height="200" /></a><br />
YANIT;  Evet! Aslında aynı zamanda bir arkeolog ve Türkiye’nin ilk  müzecilerinden olan Osman Hamdi Bey’in Yatağan’daki Lagina kazılarına  başkanlık ettiği sırada kazı evi olarak kullandığı evi satın aldık,  aslına uygun restore ettik. Şu anda bu evin mefruşatı ve müze-eve uygun  iç dekorasyonu Genel Koordinatörümüz İbrahim Akaoğlu’nun önderliğinde  Atölye Sorumlumuz Nuray hanım tarafından yürütülmektedir. Önümüzdeki  günlerde Osman Hamdi Bey Müze-evi olarak açılışı yapılacak. (Not: Bu  müze-ev 24 Temmuz 2010’da Muğla Valisi Fatih Şahin tarafından  açılmıştır.)</p>
<p>SORU; Nazmiye Hanım, çok kapsamlı çalışmalardan söz  ettiniz. İl Özel İdaresi’ne bağlı şirket olarak MELSA bu kadar başarıyı  kimlerle paylaşıyor? Tümü de kadınlar mı?<br />
YANIT; Şimdi Melsa’nın  kuruluşunda bir kadın parmağının olduğu bir gerçek! Sayın Lale Aytaman’ı  anmamak mümkün değil. El dokumacılığı faaliyetleri tamamen kadınlar  tarafından yürütülüyor. 2000′den beri Ölüdeniz’de şube müdürlüğü  görevini yürüten ve şu an genel koordinatörümüz olan İbrahim Akoğlu’nun  şirketimizin turizm alanında bugünlere gelmesinde çok büyük katkıları  olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Ölüdeniz dışında Kıdrak,  Saklıkent ve Babadağ’ın çok kısa zamanda hizmete hazır hale gelmesi  kendisinin ve Fethiye şubemizde çalışan ekibimizin başarısından olsa  gerek. Tabii şirket ortaklar kurulunu oluşturan İl Özel İdare ve  Muğla’ya Hizmet Vakfı temsilcilerinin şirket faaliyetleri ile birebir  ilgilenmeleri ve önümüzü açmaları tüm bu başarıların asıl kaynağıdır. Ki  bu ortaklar kurulu Sayın Valimiz ve İl Özel İdare Genel  Sekreterimiz’den oluşmaktadır.</p>
<p>SORU; MELSA’yı bir daha özetleyelim ister misiniz?<br />
YANIT;  MELSA’nın kuruluş amacı kadınlara istihdam sağlamak ve yöresel el  sanatlarını yaşatmaktır. Bunun dışında Muğla kültürünü yaşatmak ve eski  kültür varlıklarını imkanları doğrultusunda gün yüzüne çıkarmaktır.  Doğal çevreye ve kültürel değerlere saygılı, katma değeri yüksek turizm  faaliyetleri yürütmektir.</p>
<p>SORU; MELSA’nın iş alanları daha çok hangi kurumlara bağlı ve ne tür bir paylaşma var aranızda?</p>
<p>YANIT;  Faaliyet gösterdiğimiz yerler daha çok Fethiye ve Muğla merkezidir.  Turizm ile ilgili bütün işlettiğimiz yerler Orman Bakanlığı Milli  Parklar Genel Müdürlüğü veya Özel Çevre Koruma Kurumu’ndan  kiralanmıştır. Bu kurumlara, imzalanan protokoller doğrultusunda elde  ettiğimiz gelirlerden belli oranlarda pay vermekteyiz.</p>
<p>Tekin SonMez, 24 Mayıs 2010, Muğla</p>
<p>AYRICA BAKINIZ; http://kentinsanolay.blogspot.com/</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCU6CfTaHI/AAAAAAAADrY/Nw_1HgvtqcQ/s1600/DSCN4238.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499058869840865394" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCU6CfTaHI/AAAAAAAADrY/Nw_1HgvtqcQ/s400/DSCN4238.JPG" border="0" alt="" width="400" height="300" /></a><a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCK2wjw4lI/AAAAAAAADqY/YDV8VOlaXlA/s1600/Copy+of+DSCN4232.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499047818371850834" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TFCK2wjw4lI/AAAAAAAADqY/YDV8VOlaXlA/s400/Copy+of+DSCN4232.JPG" border="0" alt="" width="400" height="160" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=658</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bölgedeki yükselişte, ağız tadı ile olsun, yaşam gustosu ile olsun işte tümünde damıtık insan yaratısı kaynağına bağlı kalite vardır. Kaliteli insan kaynağı nedir?  İnsan kaynağı olarak kalite; dinamik, verimli, hayal gücünün çıtası yüksek, geçmişi de emek öğesi ile beslenmiş bir arka plan belgesidir. Kaliteli insan kaynağında bir değil birkaç ütopya vardır. Kapadokya&#8217;da entelektüel bir ütopyanın gerçekleşmesinde dört kişi; Filiz, Murat ve Ülkü, Levent ve bir aşk öyküsünün adı ise; Doğa.</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=567</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=567#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 21:23:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[Bir sunumda, bölgedeki yükselişte, ağız tadı ile olsun, yaşam gustosu  ile olsun işte tümünde damıtık insan yaratısı kaynağına bağlı kalite  vardır. Kaliteli insan kaynağı nedir?
İnsan kaynağı olarak kalite;  dinamik, verimli, hayal gücünün çıtası yüksek, geçmişi de emek öğesi ile  beslenmiş bir arka plan belgesidir. Kaliteli insan kaynağında bir değil  birkaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/sıra2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-572" title="sıra" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/sıra2-185x300.jpg" alt="" width="185" height="300" /></a>Bir sunumda, bölgedeki yükselişte, ağız tadı ile olsun, yaşam gustosu  ile olsun işte tümünde damıtık insan yaratısı kaynağına bağlı kalite  vardır. Kaliteli insan kaynağı nedir?</p>
<p>İnsan kaynağı olarak kalite;  dinamik, verimli, hayal gücünün çıtası yüksek, geçmişi de emek öğesi ile  beslenmiş bir arka plan belgesidir. Kaliteli insan kaynağında bir değil  birkaç ütopya vardır.</p>
<p>Sınırsız imgelem gücü vardır. İstanbul, Kars  nereye giderseniz gidin insan kalitesi düşünce, hizmet kalitesi;  imgelem, tasarım kalitesi, rafine yaşam standardının çıta seviyesi de  aşağı düşüyor.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Stockholm&#8217;de bazı işleri  bir süredir göçmenler yapıyor. Gerek sığınmacılar gerekse Uluslararası  Af Örgütü ya da Birleşmiş Milletler kontenjanlı yabancılar; insan  kaçakçılığı yolları ile Afrika’dan, Güney Amerika’dan, Mısır, İran,  Irak, Rusya, Hindistan, Vietnam, Tayland vb., gelenler İsveç’te bir  süredir kent otobüsleri/metro tren sürücülüğü, park, yol, metro  temizliği, yaşlılar bakımevi işlerine girdiler.<a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/erciy.jpg"><img class="size-medium wp-image-568 alignleft" title="erciy" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/erciy-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Belli global  kriterlerle balon gibi şişirilen işletmeler temizlik, bakım adı altında  kendi taşeronlarını da yaratarak bu işlere girdiler. Temizlik, bakım  kalitesi düştü. Stockholm kirlendi.</p>
<p>Kapadokya’da şu görülür.  Kaliteli ağız tadı ve yaşam gustosu olan aydın insanlar İstanbul&#8217;dan  Kapadokya turizm sektörü alanına girdiler. Kapadokya kalitesi yükseldi.</p>
<p>Ürgüp,  Göreme, Uçhisar kısaca Kapadokya bizi her konuk edişinde damıtık kalite  kriteri olan genç, dinamik, coşkun imgelem gücü, çıtası yüksek olan  insanlarla tanışıyoruz.</p>
<p>İşte onlardan bir grup. Kapadokya&#8217;da  entelektüel bir ütopyanın gerçekleşmesinde dört kişi; Filiz/Murat ve  Ülkü/Levent ve bir aşk öyküsü ve onun adı ise; Doğa&#8230;</p>
<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/doga.jpg"><img class="size-medium wp-image-569 alignleft" title="doga" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/doga-210x300.jpg" alt="" width="210" height="300" /></a>Doğa!  İmgelem, eğretileme, bir metafor olarak alınabilir Doğa! Kapakta ilk  görsel sunum var; turuncu kazaklı! Kapadokya entellektüel ütopyasının  gerçekleşmesinde Ülkü Levent aşk öyküsünün çocuğu, olsa olsa Doğa  olacaktır.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Burada bir parantez;  Kapadokya için de karşılıksız tanıtım ilkemiz var. Ürgüp Belediyesi  Basın Halkla İlişkiler yetkilisi Aslı Hanım bize iki gece olanağı  sağladı. Bu süreye dört söyleşi sığdı. Stockholm, İstanbul, Ankara,  Ürgüp&#8217;e bakın; gidiş/dönüş hiçbir yerden maddi katkı ve destek aramadık.</p>
<p>Yerel tarih; Belediye Başkanları söyleşileri kalır. Başkanlık  programları, rastlantılar ve başkanlık danışmanları hüneriyle oluşan bir  trafiktir bu. Nevşehir Belediye Başkanı danışmanı aşılamadı. Bir akşam  önce son dakika telefonu ile Göreme Belediye Başkanı Sayın Nuri Cingil,  sabah Ürgüp Belediye Başkanı Sayın Fahri Yıldız söyleşilerine koştuk  (altta) yola geç çıktık ve Uçhisar Belediye Başkanı Sayın Osman Süslü  söyleşisi (altta), Ankara yolu karanlığa kaldı. Basın/Halkla İlişkiler  yetkilisi Özge Hanım çözüm üretti bir gece konuk etme önerisi yaptı.  Rastlantılar diyalektiği ve Özge Hanım&#8217;ın becerisi burada sahne aldı ve  Doğa&#8217;yı, Şıra&#8217;yı tanıdık. Evet ne yazık balon şenliğini kaçırdık. Ülkü  Hanım hayıflandı! &#8216;Söyleseydim. sabahları hava açıksa burdan  yükseliyorlar.&#8217;</p>
<p>Kaya odada o gece geçti, balonlu erken doğa  şöleni kaçtı.</p>
<p>Fakat son an, Erciyas&#8217;ı ince iplerle Şıra  Teraslarına çektik; Filiz/Murat ve Ülkü/Levent dörtlüsünü tanıdık;  Uçhisar&#8217;da damıtık bir tad ve yaşam kalitesi; Kapadokya kazanmış!</p>
<p>Şarap,  bağcılık öğretim görevlisi olan Murat Bey söyleşisi  http://kentinsanolay.blogspot.com/ kulvarında koşacak.</p>
<p>Kardeşler,  abla Filiz Hanım, İtalyan, Levent Bey İspanyol; ikisi de filoloji  mezunu. Ülkü Hanım ekonomist. &#8216;Otel Şıra Kapadokya&#8217; ütopyasını ve  kendilerini yakından tanıyalım.<br />
<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9njLXyqBTI/AAAAAAAADMU/8wHLqnJsxVo/s1600/CIMG0568.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465649407295358258" class="alignright" style="border: 0pt  none;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9njLXyqBTI/AAAAAAAADMU/8wHLqnJsxVo/s200/CIMG0568.JPG" border="0" alt="" width="200" height="174" /></a></p>
<p>Burada  bir ütopyanın yükselişini görüyorum. Ülkü/Levent Özkıran ve Filiz Yankı  ile doğaçtan biraz da tanışma havasıyla söyleşiyoruz. Nasıl! Nasıl oldu,  diye soruyorum.</p>
<p>Levent  Bey, Ülkü Hanım&#8217;ın eşi, Doğa&#8217;nın babası diyor ki; &#8216;91&#8242;de kokartlı rehber  oldum, şu an da devam ediyorum. 2001&#8242;de burayı satın aldık.  Kapadokya’nın farklı bir yere gideceğini biliyorduk, ama 2001 yılına  kadar buralar harabeydi.<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9nqq0cQL-I/AAAAAAAADMk/VIW26BqjNag/s1600/CIMG0549.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465657644143357922" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9nqq0cQL-I/AAAAAAAADMk/VIW26BqjNag/s200/CIMG0549.JPG" border="0" alt="" width="150" height="200" /></a></p>
<p>Ben,  Ankara, Cebeci İltekin İlkokulu, Mimar Kemal Lisesi, 86’da, Asronomi ve  Uzay Bilimlerinde iki sene okudum, sonra bölüm değiştirerek İspanyol  Filolojisini bitirdim. Turizm o zaman rağbet görüyordu, yavaş yavaş  rehberliğe başladım, uzun yıllar hep Anadolu rehberi olarak çalıştım. O  şekilde, işte.. başlangıç olarak İstanbul olmak üzere, tüm Anadolu’da  büyük turlara rehberlik yaptım yıllar boyunca.<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9ns9gMlJSI/AAAAAAAADMs/0_WjqrLCIHY/s1600/SANY0811.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465660164149683490" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9ns9gMlJSI/AAAAAAAADMs/0_WjqrLCIHY/s200/SANY0811.JPG" border="0" alt="" width="147" height="200" /></a></p>
<p>Rehberlik  bugün ne durumda?</p>
<p>Tekin Bey, Türkiye’de rehberliğin kalitesi de  gitgide düşmeye başladı, herşeyin kalitesinin düşmeye başladığı gibi.  Eskiden rehberler kaliteliydi. Bizim Murat’ın dönemi! Hakikaten  rehberlerin herbirinin diplomat olduğu, Türkiye’yi en iyi şekilde  tanıttığı insanlar vardı. İşin içerisine para girmeye başladı, daha  ticari bakmaya başladı acentalar, rehber enflasyonu yaratıldı. Kalite  çok önem taşımamaya başladı, grubun başında olsun da, hani çok fazla bir  şey anlatmasa da olur tarzında, daha bir para kazanmaya yönelik  rehberlik doğdu açıkcası, biz soğuduk.<br />
<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9nwlIA7qWI/AAAAAAAADM8/0Zlt4kCdYlk/s1600/CIMG0627.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465664143388027234" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9nwlIA7qWI/AAAAAAAADM8/0Zlt4kCdYlk/s320/CIMG0627.JPG" border="0" alt="" width="198" height="320" /></a>Ülkü Hanım, Levent Bey  öncesi siz de rehberlik yaptınız mı?</p>
<p>Tekin  Bey, ben buraya gelinceye kadar, daha doğrusu Levent’le evlenene kadar  turizmle ilgim yoktu. Ekonomi okudum. Reel sektörde satış pazarlama  müdürlüğü yapıyor turist olarak geziyordum. Beş sene kadar önce  bıraktım, burada turizmci oldum.</p>
<p>Filiz Hanım, sizin böyle bir  büyük rüyanız var mıydı?</p>
<p>Tekin Bey bir şunu hayal ediyorum; zaman  zaman aramızda konuşuyoruz.. biz dördümüz de eşimle ben de evet,  Bozcaada tutkunuyuz. Bozcaada’ya ben ilk gittiğimde Bozcaada&#8217;ya aşık  oldum. Evlendiğimiz ilk yıllardı. Hepimiz çok mütevazı insanlarız işte  bütün bu birikimlerimizle bir bağ aldık orda. Şimdi takılıyorum, diyorum  ki bir bağ da burada evet&#8230;</p>
<p>Ülkü Hanım, sizleri tanıdık; dört  kişi çok yakın, içtenlikli çaba gösteren, yaratıcı düş gücü olan bir  aile, bu zinciri büyütmeyi düşünür müsünüz, beş on yıl sonra? Aynı şeyin  bir benzerini Ürgüp’te, bir benzerini Bozcaada’da.. böyle bir şey  olabilir mi sizin ikinci bir otel rüyanız yok mu?</p>
<p>Tekin Bey, çok  yanlış bir zamanda sordunuz! İstanbul’u özlüyoruz! İnşaat aşamasında  gidebiliyorduk, iki üç ayda bir bulunuyorduk orda. Ama açıldıktan sonra  iş için gidiyor, başka bahanelerle çok kısa zamanlı kalıp geliyoruz, şu  anda bir yorgunluk var, o yüzden yanlış zamanda sordunuz dedim. Ama,  şöyle, sizin dediğiniz gibi, şimdi otelde işler yoluna oturmuş olsa,  resepsiyonda birisi olsa, mutfakta Filiz&#8217;in yardımcısı olsa da, biz bir  yer almış olsak.. restore etsek, aslında hoş tabii bunlar.. restore  ediyor olsak, rahat rahat, işin başında.. Güzel bir rüya.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9naCmCUyLI/AAAAAAAADME/1JpzUC8R17o/s1600/CIMG0612.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465639360895699122" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S9naCmCUyLI/AAAAAAAADME/1JpzUC8R17o/s400/CIMG0612.JPG" border="0" alt="" width="400" height="300" /></a></p>
<p>Filiz  Hanım sizin Bozcaada aşkı devam ediyor değil mi?</p>
<p>Tekin Bey, bu  proje için, yani ilerisi için onu düşünecek ve yapacak gücümüz şu an  yok. Fakat, o bağlamda Levent ve Ülkü&#8217;ye diyorum ki, Murat ile biz  Bozcaada’da keşke şöyle küçücük bir yer yapsak ilerde. Buradan giden  misafirler, mesela İtalyanlar, bir hafta gezerler, bir hafta denize  girerler. Bozcaada&#8217;yı bilenler son yıllarda arttı ama çok da turist yok.  Yani turist gitmez Bozcaada’ya, yavaş yavaş artmaya başlamış. Orda bir  yer yapsak da diyoruz, burda kalan misafirlerimizi oraya göndersek,  ordan buraya gelseler.. böyle.. bir rüya tabii.</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin  SonMez, Aralık,  2009 Uçhisar, Nevşehir</p>
<p>Fotoğraflar; Feryal Özkale Sönmez</p>
<p>Bu söyleşinin öteki bölümü için<br />
(http://aktifetkin.blogspot.com/)</p>
<p>ve</p>
<p>http://cappadociatekinsonmez.blogspot.com/</p>
<p>bakınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=567</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muğla Köyceğiz&#8217;de Palmiye Müzesi ütopyası ve Dr. Ragıp Esener ile söyeşi ve güzel ve seçkin bitkileri sadece Stockholm’un devasa botanik müze sarayında aramayın. New York’da, Londra’da, Güney Afrika’da, Paris&#8217;te, Venedik&#8217;te aramayın! Dr. Ragıp Esener, orada Köyceğiz&#8217;de bir ütopya peşinde koştu, yaşadı ve onu &#8216;Saklı Cennet&#8217; içinde gerçekleştirdi.</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=542</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=542#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 17:37:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=542</guid>
		<description><![CDATA[ Güzellik , seçkinlik,  ender bulunurluk ve insana verdiği huzur konusunda doğa sanatları fazla söz istemez.
İlkin toprak, su, hava ve  güneş dörtlüsünün ortaya koyduğu ürünlere bakmak yeter. Bunları çok  uzaklarda aramayın!
Stockholm’un devasa botanik müze sarayında aramayın.
New York’da, Londra’da, Güney Afrika’da, Paris&#8217;te, Venedik&#8217;te aramayın!Evet oralarda da vardır!
Bakın! Çevrenize bakın neredeyiz? Muğla, Köyceğiz, hemen Toparlar&#8217;ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/4-tem-10-ragıp-esener-bahçesi-ilk-foto.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-543" title="4 tem 10 ragıp esener bahçesi ilk foto" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/4-tem-10-ragıp-esener-bahçesi-ilk-foto-300x239.jpg" alt="" width="300" height="239" /></a> Güzellik , seçkinlik,  ender bulunurluk ve insana verdiği huzur konusunda doğa sanatları fazla söz istemez.</p>
<p>İlkin toprak, su, hava ve  güneş dörtlüsünün ortaya koyduğu ürünlere bakmak yeter. Bunları çok  uzaklarda aramayın!</p>
<p>Stockholm’un devasa botanik müze sarayında aramayın.</p>
<p>New York’da, Londra’da, Güney Afrika’da, Paris&#8217;te, Venedik&#8217;te aramayın!Evet oralarda da vardır!</p>
<p>Bakın! Çevrenize bakın neredeyiz? Muğla, Köyceğiz, hemen Toparlar&#8217;ın alt tarafı, Ekincik, Sultaniye yolu&#8230;</p>
<p>Giz verir gibi bu kadar açık adres vermek yeter mi? Bakın orada kimleri göreceksiniz? Bir kaşif var orada!</p>
<p>Doğa kaşifi!</p>
<p>Dr. Ragıp Esener, orada Köyceğiz&#8217;de bir ütopya peşinde koştu,  yaşadı ve onu &#8216;Saklı Cennet&#8217; içinde gerçekleştirdi.</p>
<p>Muğla  Köyceğiz çevresinde yaşayanlar! Sizlere sesleniyoruz! Güzeli neden  uzaklarda arayacaksınız?</p>
<p>Bakın hemen çok yakında bir adım ötede doğa  harikası renk renk görsellikler sizleri bekliyor.</p>
<p>Şirin Köyceğiz  kent merkezinden Batı yönüne, Ekincik/Sultaniye yoluna sürün. 2 km bile  gitmeden, hemen sağdaki köprüden geç<a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V_euavMjI/AAAAAAAACI4/Fn-pWAJwhok/s1600-h/S%20%0AResim%20Ekle%0A%20ANY0246.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428385091697979954" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V_euavMjI/AAAAAAAACI4/Fn-pWAJwhok/s200/SANY0246.JPG" border="0" alt="" width="150" height="200" /></a>er geçmez soldaki yüksek  palmiyelerin altından içeri girin. Doğa ve  çiçek kaşifi Dr. Ragıp Esener ve zarif eşi mimar Leyla Esener orada sizleri bekliyorlar&#8230;</p>
<p>Değerli  İzleyici,</p>
<p>Ben ve eşim Feryal Hanım, tıpkı böyle sürdük. Görkemli  seyirliklerden çekimle birlikte Sayın Ragıp Esener ile kısa bir söyleşi  de yaptık. <a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V8f7HuoqI/AAAAAAAACIo/Exe6jt687fk/s1600-h/CIMG0835.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();}  catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428381813752898210" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V8f7HuoqI/AAAAAAAACIo/Exe6jt687fk/s200/CIMG0835.JPG" border="0" alt="" width="175" height="200" /></a></p>
<p>Geçen  yıl sonu Stockholm&#8217;den Muğla ve Köyceğiz&#8217;e de yolumuz düştü.</p>
<p>Bu yeni  blog ile Köyceğiz ve çevresine, modern medya türü bir gazetecilikle  tanıtım katkısı vermek üzere seri, katılımcı söyleşiler yaptık.</p>
<p>Daha  önceleri &#8216;Simgesi Yeni Karia, Karia Arkaik&#8217; adlı belgesel kitapta  yayınlanan (2005) söyleşi sonrası, önceki iki sayfayı Köyceğiz Belediye  Başkanı Sayın Erbay&#8217;ın söyleşisine ayırdık.<br />
<a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V2fs_nKqI/AAAAAAAACHg/knrngdIxQxo/s1600-h/CIMG0765.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428375212890991266" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V2fs_nKqI/AAAAAAAACHg/knrngdIxQxo/s200/CIMG0765.JPG" border="0" alt="" width="162" height="200" /></a></p>
<p>Saklı  Cennet Köyceğiz&#8217;de, Palmiye Müzesi ütopyasına yıllar veren  Dr. Sayın  Ragıp Esener bu kez aşağıdaki sunum ile birlikte internet sayfasında.</p>
<p>Daha sonra ikinci bölümle sürecek söyleşiyi ve renk renk doğa  sanatı örneklerini izleyelim.<br />
Sevgi içtenlik&#8230; Tekin SonMez</p>
<p>SORU; Sevgili Ragıp Esener, 2002’de sizinle söyleşi  yaptık. Dediniz ki ‘Türkiye’de Rize’den sonra hemen hemen en çok yağış  alan bölge burası.&#8217; İklim değişikliği söyleniyor. Köyceğiz’de değişti  mi?<br />
<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1WAms_KEVI/AAAAAAAACJA/j5pjH2Qns3w/s1600-h/SANY0302.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();}  catch(e) {}"><img id="BLOGGER_ &lt;br /&gt;Resim Ekle&lt;br /&gt;  PHOTO_ID_5428386328264446290" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1WAms_KEVI/AAAAAAAACJA/j5pjH2Qns3w/s200/SANY0302.JPG" border="0" alt="" width="200" height="164" /></a>YANIT; İklim devam ediyor.  Yağmurlar son yıllarda azaldı.</p>
<p>SORU; Bir müze tasarımınız vardı,  bu Palmiye Müzesi tasarımı bugün ne aşamada?<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V4dqNwIwI/AAAAAAAACII/X5cYOU0mjXU/s1600-h/SANY0301.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428377376808510210" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V4dqNwIwI/AAAAAAAACII/X5cYOU0mjXU/s200/SANY0301.JPG" border="0" alt="" width="200" height="150" /></a></p>
<p>YANIT;  Bizim düşüncemiz yaşayan palmiye müzesiydi.</p>
<p>O oldu sayılır.  Tabii eksik türler, büyümeyen bitkiler var ama en azından bir nüvesi  oluştu.</p>
<p>SORU; 2002’deki söyleşide; ‘bahçemizde yaklaşık 100’e  yakın palmiye türü var dediniz. Bu sayı nedir şimdi?<br />
YANIT; Palmiye  türü sayımız 140, bütün bitkiler 1000’in üzerinde.</p>
<p>SORU;  Bu bir rekor sayılabilir mi?<br />
YANIT; Botanik bahçesi için sayılmaz.  Çok büyük örnekler var tabii.. ama bunda doğal bitkiler dahil değil.  Doğal bitkilerimizi ben de tanımıyorum fazla, ama herhalde birkaç yüz  çeşit doğal bitki bahçede var.<a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V2z6xWy5I/AAAAAAAACHo/EaRCxnPCWKk/s1600-h/SANY0243.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428375560186678162" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V2z6xWy5I/AAAAAAAACHo/EaRCxnPCWKk/s200/SANY0243.JPG" border="0" alt="" width="200" height="166" /></a></p>
<p>SORU;  Doğal bitki, doğal beslenme bitkileri mi?<br />
YANIT; Hayır! Buranın  doğal bitki örtüsü, mesela küçücük otlar, çalılar bu tanıma giriyor.</p>
<p>SORU;  Enerji veren bitkiler.. ilginiz devam ediyor mu?<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V4_KiOJOI/AAAAAAAACIQ/VZ0nYZV1Q3o/s1600-h/SANY0223.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428377952419980514" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V4_KiOJOI/AAAAAAAACIQ/VZ0nYZV1Q3o/s200/SANY0223.JPG" border="0" alt="" width="200" height="150" /></a></p>
<p>YANIT; Şifalı  bitkilere devam ediyoruz. Bazı, gene tropik bitkilerin Türkiye’de ilk  üretimlerini yapıyoruz.</p>
<p>SORU;  Çin’den getirdiğiniz bitkiler var,  bunlarla da ilginiz devam ediyor mu?  Bunları değerlendirebiliyor musunuz, insanlara şifa vermesi açısından.  Bir sunum yapabiliyor musunuz?</p>
<p>YANIT; Bunlarla özellikle uğraşan  kimseler var, bizde olduğunu  biliyorlar, sadece fidan olarak veya fide  olarak satış yapıyoruz.<br />
<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V3KA9WSxI/AAAAAAAACHw/ykEsBmv0Ra0/s1600-h/SANY0265.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428375939804711698" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V3KA9WSxI/AAAAAAAACHw/ykEsBmv0Ra0/s400/SANY0265.JPG" border="0" alt="" /></a><a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V52desSNI/AAAAAAAACIg/8EpC4T8DcV8/s1600-h/CIMG0860.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428378902398257362" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V52desSNI/AAAAAAAACIg/8EpC4T8DcV8/s200/CIMG0860.JPG" border="0" alt="" width="200" height="180" /></a></p>
<p>Köyceğiz, Kasım 2009</p>
<p>Fotoğraflar; Feryal Özkale Sönmez, Söyleşi; Tekin Sönmez</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=542</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Materialbiblioteket Stockholmmässan och The bioenergy challenge och Green for growth and Spara Energi; A new technology</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=538</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=538#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 11:14:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=538</guid>
		<description><![CDATA[Bu sezon izlediğimiz fuar etkinliklerinde öne çıkan ögelere bakalım.
Hemen  tüm hamlelerde bio enerji ve çevre gibi anlatımlar öne çıkıyor  fuarlarda.
Mavi gezegen avuşlarımızın içinde sanki!
Motorlu  araçlarda en son buluşlar nedir?
Elektirikle işleyen otomobil  taslakları!
Isı ve ışık enerjisi konusunda en son önermeler  nedir? Güneş enerjisi!
Ütopik yeni bir dünya tasarımı, bir  kasırga gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/3-temm-10-isveç-teknoloji-fuarı.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-539" title="3 temm 10 isveç teknoloji fuarı" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/3-temm-10-isveç-teknoloji-fuarı-228x300.jpg" alt="" width="228" height="300" /></a>Bu sezon izlediğimiz fuar etkinliklerinde öne çıkan ögelere bakalım.</p>
<p>Hemen  tüm hamlelerde bio enerji ve çevre gibi anlatımlar öne çıkıyor  fuarlarda.</p>
<p>Mavi gezegen avuşlarımızın içinde sanki!</p>
<p>Motorlu  araçlarda en son buluşlar nedir?</p>
<p>Elektirikle işleyen otomobil  taslakları!</p>
<p>Isı ve ışık enerjisi konusunda en son önermeler  nedir? Güneş enerjisi!</p>
<p>Ütopik yeni bir dünya tasarımı, bir  kasırga gibi hızla gerçeklik düzleminde ele alınırken bio enerji ilk  başvuru kaynağı oluyor.</p>
<p>Yapı, inşaat sektöründen, enerji üreten  ürünlerin yapımına dek hemen her yerde doğal malzemeler örnek  veriliyor.</p>
<p>Elektrik mi söz konusu, rüzgar var! Gaz mı gerekiyor,  güneş var!</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8N8UkuIT3I/AAAAAAAAC4g/sarYloSxrq0/s1600/Copy+of+DSCN1426.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459343866199560050" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8N8UkuIT3I/AAAAAAAAC4g/sarYloSxrq0/s320/Copy+of+DSCN1426.JPG" border="0" alt="" width="320" height="294" /></a>Böyle  gelişmeye ve evrilmeye açık tasarımlar insanları umutlandırıyor.</p>
<p>İyi,  hoş şeyler bu tür tasarımlar. Gerçek nedir? Doğru tümce şöyle olmalı!</p>
<p>Enerji  konusunda gerçek nedir?</p>
<p>&#8216;Malzeme kütüphaneleri&#8217; diye bir sunum  da var yanda.</p>
<p>Gerçekten de böyle bir inşaat/yapı kütüphanesi var  mı?</p>
<p>Mavi gezegenin enerji stoklarının geleceği var mı?</p>
<p>Bence  bu tümce, gerçeği daha yalın veriyor.<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8NczuwM7OI/AAAAAAAAC4A/A6bY59BM2jM/s1600/DSCN1833.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459309217096461538" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8NczuwM7OI/AAAAAAAAC4A/A6bY59BM2jM/s320/DSCN1833.JPG" border="0" alt="" width="320" height="240" /></a></p>
<p>Enerji  konusunda gerçek!</p>
<p>Kitlelerin bugünkü refah düzeyi, gelecek  yirmi yıl garanti edilmiş olsun diyelim&#8230;</p>
<p>Yirmi yıl sonrasında  ne tür bir enerji bu refah düzeyini sürdürür&#8230;</p>
<p>Bakın işte bu  tartışmalıdır.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8Nf_faypQI/AAAAAAAAC4Q/d5PyfYwWoLQ/s1600/DSCN1514.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459312717673440514" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8Nf_faypQI/AAAAAAAAC4Q/d5PyfYwWoLQ/s320/DSCN1514.JPG" border="0" alt="" width="320" height="227" /></a><br />
Tartışmacı  tüm aktörler, hangi rolü üstlenirseler üstlensinler&#8230;</p>
<p>Buraya  dikkatle bakın, bu aktörler bir ayakları ile yere basarken, öteki  ayaklarıyla boşlukta, hatta bir ayakları havada duruyor.</p>
<p>Kim bu  aktörler? Enerji kaynaklarını bir ellerinde tutan yöneticiler?&#8230;</p>
<p>Direktörler,  geleceğin tasarımına soyunmuş toplum mühendisleri&#8230; siyaset  aktörleri&#8230;</p>
<p>Gelişmekte olan ülkelerin durumu ise daha da zor.</p>
<p>Her  toplumda, belli kesimlerin doğaya dönüş programları iki sorunsalı de  yedeğinde getiriyor.</p>
<p>Doğaya dönüş ilkel yaşama dönüş mü olacak?</p>
<p>Doğaya  dönüş, köy ve kır yaşamı ise bu alanlarda bugünkü refah düzeyi olacak  mı?<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8N_qt2QZ7I/AAAAAAAAC4w/QTevbnBklXU/s1600/SANY0125.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e)  {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459347545141569458" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8N_qt2QZ7I/AAAAAAAAC4w/QTevbnBklXU/s320/SANY0125.JPG" border="0" alt="" width="320" height="195" /></a></p>
<p>Avrupa  Birliği altında görünen ülkeleri de ikiye, üçe ayırabiliriz.</p>
<p>Siz  dörde de ayırabilirsiniz.</p>
<p>İskandinavya ülkeleri, doğaya dönüş  derken, doğal enerjiden söz ediyorlar.</p>
<p>Türkiye’de olduğu gibi  köylere, kırlara dönüş daveti değildir bu.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OAE0FA2KI/AAAAAAAAC44/ytZkwEbTVR8/s1600/DSCN1761.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459347993490675874" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OAE0FA2KI/AAAAAAAAC44/ytZkwEbTVR8/s320/DSCN1761.JPG" border="0" alt="" width="320" height="250" /></a>İskandinavya  ülkeleri doğa enerjilerini daha çok kent yaşamı içinde kullanma  projeleri peşindeler.</p>
<p>Bu ülkeler, nüfus hareketleriyle stabil  oldukları için, bu programlarda uygulama oranı fazla zorluk çıkarmaz  görünüyor.</p>
<p>Güney, AB Akdeniz Ülkeleri ise daha farklı programlar  uygulasalar da, sonuç olarak enerji konusunda daha çok sıkınılı bir  döneme geçecekler gibi görünüyor.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OIeZQGApI/AAAAAAAAC5Q/ObXuN_gSc6U/s1600/DSCN1420.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459357229059015314" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OIeZQGApI/AAAAAAAAC5Q/ObXuN_gSc6U/s320/DSCN1420.JPG" border="0" alt="" width="320" height="207" /></a></p>
<p>Bu  ülkelerde nüfus hareketleri, İskandinavya ülkeleri kadar stabil değil.</p>
<p>Enerji  tüketiminde etken olan bir durum da yükselen nüfus hareketlerinin  ortaya çıkaracağı fazla tüketimdir.</p>
<p>Bu iki çizginin dışında,  dengeli nüfus hareketleri olan İskandinavya ülkeleri doğal enerji  kullanımı ile birlikte, tutumlu enerji kullanımı teknolojsi için de  uğraşıp duruyor.</p>
<p>Evet! Bunlardan birisi de &#8216;tasarruf&#8217;  teknolojisi! Spara energi!</p>
<p>Enerjiyi nasıl daha az kullanarak,  yine aynı sonucu alırız teoremi üstüne saat gibi işleyen çalışmalar var.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OI9DMjSNI/AAAAAAAAC5Y/5aaqMiNFw58/s1600/DSCN1459.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459357755714521298" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OI9DMjSNI/AAAAAAAAC5Y/5aaqMiNFw58/s320/DSCN1459.JPG" border="0" alt="" width="320" height="240" /></a></p>
<p>Yapı-  inşaat endustrisi, ortaya çıkan yeni dalga alıcıları da göz önünde  tutacak.</p>
<p>Nüfus hareketlerini kontrol altında tutulmasıyla  birlikte yaşlı ve fakat sağlıklı olan toplumun orta kesimi de yeni  enerji bağlamında ortaya çıktılar.</p>
<p>Bu alıcı gruplarından birisi  yaşlı ve fakat sağlıklı olan “seniorerna” başlığı altında anılan gruplar  var.</p>
<p>Bunlardan “seniorerna” grubunun gelecekteki ev  istekleri sağlıklı yaşlılar ve zengin olan gruplar diye ikiye ayrılıyor.</p>
<p>Yeni  bir dünya tasarımında, yeni enerjilerin olduğu ve yapımında  doğal  malzemelerin kullanıldığı yeni evlerde yaşamak isteyenler&#8230;</p>
<p>Para  sorunu bulunmayan ve vilları yeğleyen grup&#8230;</p>
<p>İskandinavya’da  inşaat yapı sektörü ile, enerji sektörü bu iki alıcı grup doğrultusunda  yeni projeler peşinde atbaşı birlikte koşuyor.</p>
<p>Sağlam yatırımı  seven, güçlü alıcı bunlan&#8230;</p>
<p>Bu sektör bu iki grup üzerinden  yeni üretim referansları veriyorlar ve doğacı projelerle ortaya çıkıyor  ve hamle üstüne hamle yapıyorlar&#8230;</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OH4I8ClVI/AAAAAAAAC5I/0JAhjA2Ttm4/s1600/DSCN1412.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459356571844908370" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OH4I8ClVI/AAAAAAAAC5I/0JAhjA2Ttm4/s320/DSCN1412.JPG" border="0" alt="" width="320" height="240" /></a></p>
<p>2014’e  kadar olan sürede programlar tam gaz ilerliyor.</p>
<p>Geleceğe açık  ve geleceği açık böyle bir toplum var İsveç&#8217;te.</p>
<p>Yeniden dünya  tasarımı da, doğayı nasıl ederiz de daha insanca kullanırız ve doğa  insan uyumunu nasıl sağlarız tartışmalarıyla ilerliyor.</p>
<p>Bu türden  konular yaşlı genç, erkek kadın denmeden açık ortamlarda tartışılıyor.</p>
<p>Orman  ürünleriyle yapılan bir tasarım da büyük ödül aldı bu fuarda.</p>
<p>Aşağıda  tasarımı yapan iki genç ve yanda ise tasarım olan ağaçlardan bir yapı.</p>
<p>Bu  tür faurlar da her türlü yeni buluşlar, özellikle gençler  gönendiriliyor.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OAnvUg6AI/AAAAAAAAC5A/RL-BbWAy4Zc/s1600/DSCN1694.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459348593508935682" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8OAnvUg6AI/AAAAAAAAC5A/RL-BbWAy4Zc/s320/DSCN1694.JPG" border="0" alt="" width="183" height="320" /></a><br />
İşte  ağaç tasarımı konusunda ödüllendirilen iki genç geleceğe nasıl da  umutla bakıyorlar&#8230;</p>
<p>Bu arada yapı/inşaat sektöründe çalışanların  durumu nedir, diye sorabilirsiniz.</p>
<p>Görüldüğü gibi biraz da merak  isteyen, bu eğlenceli olduğu kadar eğitici ve öğretici konu sürecek&#8230;<br />
<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8QV_ZkMfNI/AAAAAAAAC5w/gDAuCcWHyIE/s1600/Copy+of+SANY0087.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459512827218525394" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S8QV_ZkMfNI/AAAAAAAAC5w/gDAuCcWHyIE/s320/Copy+of+SANY0087.JPG" border="0" alt="" width="236" height="320" /></a></p>
<p>Sevgi,  İçtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez</p>
<p>12 Nisan 2010, Stockholm</p>
<p>Fotoğraflar;  NİS Media, Feryal Özkale Sönmez &#8211; Tekin SonMez</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=538</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muğla/Datça Belediyesi&#8217;nin düzenlediği Çocuk Şenliği, Topaçlar fıldır fıldır dönüyor burada. Masal masal diye sayıklayan çocuklar, bu kez kendileri masal kahramanları yaratıyor bu şenlikte. Geleceğin ressamları haldır haldır fakat barış içinde boyama yapıyorlar masalarda ve çocuk kütüphanesi düşü  peşinde koşan Sayın Necla Ülkü Kuglin ile bu etkinlik üzerine söyleşi</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=525</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=525#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 10:07:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=525</guid>
		<description><![CDATA[Muğla/Datça Belediyesi’nin düzenlediği bir çocuk şenliği var. Topaçlar  fıldır fıldır dönüyor burada. Masal masal diye sayıklayan çocuklar, bu  kez kendileri masal kahramanları yaratıyor bu şenlikte.
İş bu  kadar da değil! Daha fazlası da var! Geleceğin ressamları haldır haldır  fakat barış içinde boyama yapıyorlar masalarda. Bebek yapan çocuklar,  yaptıkları bebeklere isim ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/Datca-ilk-resim.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-526" title="Datca ilk resim" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/07/Datca-ilk-resim.jpg" alt="" width="448" height="336" /></a>Muğla/Datça Belediyesi’nin düzenlediği bir çocuk şenliği var. Topaçlar  fıldır fıldır dönüyor burada. Masal masal diye sayıklayan çocuklar, bu  kez kendileri masal kahramanları yaratıyor bu şenlikte.</p>
<p>İş bu  kadar da değil! Daha fazlası da var! Geleceğin ressamları haldır haldır  fakat barış içinde boyama yapıyorlar masalarda. Bebek yapan çocuklar,  yaptıkları bebeklere isim ve kimlik verecekler! Bakın daha neler var?  Her bebek bir doğum tarihine sahip olacak. Bu bebekler de öteki tüm  etkinlik ürünleri gibi bir çocuk müzesi için yapılan çalışmalardır.</p>
<p>Evet!  Çocukların ürettikleri her şey, şöyle ki bu birikimler, tasarlanan  müzenin izleyiciye sunulabilir nesnel görsellikleri olacak&#8230; Şaşırdınız  mı! Bir müzeye gideceksiniz ve çocuk konusunda ne varsa orada  izleyeceksiniz! Olacak şey mi, olağan bir durum mu bu? Durun bakalım!  Daha gün batmadı, akşama daha çok var!</p>
<p>Yüz dolayında sandal gün  batmadan denize açılacak ve  bu çocuk şenliği ile süslenmiş barış  balonları gökyüzüne uçacak. Bundan böyle mektup güvercinleri olmayacak!</p>
<p>Bakın  burası çok önemli! Balonlar çocukların yazdıkları mektupları  taşıyacak.. uzaklarda tanımadıkları kardeşler için.. şunlar var satır  aralarında bu mektupların; ‘savaş olmasın! Çocuklar ölmesin!’</p>
<p>Sözü  daha fazla uzatmadan,&#8217;dünyanın tek çocuk bayramına sahip olan bu  ülkenin, bu bayramı çocuklarına çok iyi anlatması lazım,&#8217; diyen  eğitimci, yaratıcı çocuk oyunları uzmanı ve grup başkanı Sayın Necla  Ülkü Kuglin&#8217;e mikrofunu uzatıyor ve doğrudan söyleşiye giriyoruz.</p>
<p>Söyleşi  boyunca çocukların yer aldığı görselliklere de yansıyan ve çocuklar  için hazırlanan araç ve gereçlerle yol alacağız ve bir rüya falına bakar  gibi bir ütopyanın nasıl gerçekleşebilirliğini de hep birlikte  düşüneceğiz&#8230; Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu5ZX0dYyI/AAAAAAAADW8/3gQ4QtEYnzg/s1600/DSCN4839.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479677217168253730" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu5ZX0dYyI/AAAAAAAADW8/3gQ4QtEYnzg/s400/DSCN4839.JPG" border="0" alt="" width="400" height="300" /></a><br />
SORU;  Sayın Necla Ülkü Kuglin, bu balonlarla şenlikli ve topaçların fıldır  fıldır döndüğü parkta ve evet çocukların masalarda boyama yaparak  yaratıcı düş peşinde koştukları bu parkta, daha doğrusu Datça’da ne  yapmak istiyorsunuz?</p>
<p>YANIT; Amacımız şu.. okullarda kıstırılmış  olan çocuklara biraz mutluluk ve umut vermek, oyun coşkusu yaşatmak..  bir alt amacımız oyuncağın yapılabilen, tamir edilebilen bir şey  olduğunu göstermek.<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu5p_9ZvYI/AAAAAAAADXE/Z4FNLwIHtEQ/s1600/DSCN4963.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479677502821088642" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu5p_9ZvYI/AAAAAAAADXE/Z4FNLwIHtEQ/s400/DSCN4963.JPG" border="0" alt="" width="300" height="400" /></a></p>
<p>SORU;  Bir algı olarak &#8216;kırılan oyuncağın, onarılabilirliği duygusu ile  mutluluk ve umut vermek, bir de &#8216;okullarda kıstırılmış olan çocuklar,&#8217;  dediniz&#8230; Nasıl bir yöntem kullanıyorsunuz Necla Hanım?</p>
<p>YANIT;  Yaratıcı drama yöntemi kullanıyoruz. Tekin Bey, bu oyunlar, yaptığımız  çalışmalar ona bağlı. Şimdi bu açılış şenliğinden ve oyunlardan sonra  birkaç atölyeye bölünecekler, kıyafet değiştirerek masa başına  gelecekler, masa oluşturacaklar.</p>
<p>SORU; Seslendireceğiniz  seçilmiş bir masal da var mı?<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu55ebt-xI/AAAAAAAADXM/x4UEFB2d3vQ/s1600/DSCN4777.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479677768699345682" class="alignleft" style="border: 0pt  none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu55ebt-xI/AAAAAAAADXM/x4UEFB2d3vQ/s400/DSCN4777.JPG" border="0" alt="" width="400" height="300" /></a></p>
<p>YANIT; Evet! Datça ile ilgili bir  masal anlatacağım onlara. O masalı canlandıracaklar o masalın  kahramanlarını oluşturacaklar, yazacaklar ve şenliğin gazetesini yazıp  resimleyecekler. Öte yandan da bebek yapıyorlar burda, bebeklere kimlik  verecekler, henüz bilmiyorlar onu, her bebeğin bir annesi, bir babası ve  doğum tarihi ve adı olacak. Bütün bu çalışmaları akşam sergileyeceğiz.</p>
<p>SORU;  Tüm gün salt bunlar mı olacak, başka oyunlar var mı?<br />
YANIT; Yüz adet  sandalımız var, akşam beş civarında bu tahta sandallarla denize ve uçan  balonlarla gökyüzüne barış ve kardeşlik mektupları yollayacaklar.</p>
<p>SORU;  Datça&#8217;da kaç yıl oldu? Projenizde çocuk müzesi gibi ütopya da var mı?<a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu6uEZ7g5I/AAAAAAAADXU/m4dnD6t0YNc/s1600/SANY0049.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479678672245588882" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu6uEZ7g5I/AAAAAAAADXU/m4dnD6t0YNc/s400/SANY0049.JPG" border="0" alt="" width="400" height="300" /></a><br />
YANIT;  Burada, bu beşinci yılımız.</p>
<p>Evet! Bugün Datça Belediye  Başkanımızı, Sayın Ş<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu7J00zTWI/AAAAAAAADXc/HNJR-9MEDQ0/s1600/DSCN4796.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479679149099666786" class="alignleft" style="border: 0pt  none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu7J00zTWI/AAAAAAAADXc/HNJR-9MEDQ0/s400/DSCN4796.JPG" border="0" alt="" width="300" height="400" /></a>ener Tokcan&#8217;ı bir çocuk müzesi kurmak için ikna  etmeyi düşünüyoruz.</p>
<p>SORU; Datça&#8217;yı nasıl keşfettiniz, şöyle ki  buraya ilk ne için geldiniz, nasıl oldu?</p>
<p>YANIT; Tekin Bey, ben  buraya kitaplarımı imzalamak üzere bir yazar olarak beş yıl önce geldim.  Evet ilk defa gelmiştim ve bu iş burada bu şenliğe dönüştü.</p>
<p>SORU;  Çok coşkulu bir şenlik! Her şenlik bu parkta mı oldu?</p>
<p>YANIT;  Evet! Bu park artık çocuk şenliğinin yapıldığı park olarak anılıyor.<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu7931R5DI/AAAAAAAADXk/9sZ0rypVaiY/s1600/DSCN4853.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479680043260175410" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu7931R5DI/AAAAAAAADXk/9sZ0rypVaiY/s400/DSCN4853.JPG" border="0" alt="" width="300" height="400" /></a></p>
<p>SORU;  &#8216;Çocuk şenliğinin yapıldığı park,&#8217; diye anılan bir yer oldu burası,  dediniz. Datça! Başka bir yer değil de neden Datça?</p>
<p>YANIT; Bir  çocuk müzesi ile buranın çok güzel olacağını düşünüyorum. Çünkü  Datça’nın müzesi yok. Adı çocuk müzesi, böyle bir girişim var, fakat  henüz gerçekleşmedi Çocuk müzesi kavramı bile henüz oturmadı.</p>
<p>SORU;  İlk nasıl yeşerdi bu fikir ve nasıl filizlendi ve bu günkü meyve  verimine dek neler oldu, kısaca değinir misiniz?</p>
<p>YANIT; Biz on  yıl önce bu çalışmaya başladığımızda bizimle alay edenler oluyordu. Ne  yani çocuklara ayrı müze mi yapıyorsunuz, çocukları mı sergileyeceksiniz  diye. şimdi kavram gelişmeye başladı, çocuk müzesinin ne olduğunu  herkes biliyor artık. Ama henüz yerimiz yok ya da hala yerimiz yok.<a href="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu8RSF85xI/AAAAAAAADXs/TH9JKXnuVFo/s1600/DSCN4880.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479680376726939410" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu8RSF85xI/AAAAAAAADXs/TH9JKXnuVFo/s320/DSCN4880.JPG" border="0" alt="" width="320" height="240" /></a></p>
<p>SORU;  Başka kentlerde girişim yapmadınız mı?</p>
<p>YANIT; Ankara&#8217;da bazı  görüşmeler var, bunlar henüz hayata kavuşmadı. Bir başka projemiz var,  Anadolu kültürlerini çocuklarla birlikte tanımak üzere belki buradan  Türkiye’ye özgü, birçok değişiklikleri olan bir çocuk müzeleri zinciri  ortaya çıkacak.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu9Dp-sr9I/AAAAAAAADX0/Sp0p0yvdvOU/s1600/DSCN4790.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479681242132426706" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TAu9Dp-sr9I/AAAAAAAADX0/Sp0p0yvdvOU/s400/DSCN4790.JPG" border="0" alt="" width="400" height="300" /></a></p>
<p>SORU;  Necla Hanım bu bir düş, bir masal! Bakın! Datça&#8217;yı yürekten vurdunuz!  Sonuç işte burada! Topaçların haldır haldır döndüğü bu parka adını  veren, çocukları boyalarla ve kimlikli masal kahramanlarıyla yepyeni bir  dünya yaratmaya yönelten bu ütopyanın Datça’ya vardığını görüyoruz.  Fakat bu düş nereden, nasıl yola çıktı?</p>
<p>YANIT; Tekin Bey, bir  yazar arkadaşımız daha var. On yıl kadar önce, benimle röportaj yapmak  istedi, Aytül Akal sonra ikimiz bir araya geldik. O Amerika&#8217;daki çocuk  müzelerini anlattı, benim ilk yurtdışı gördüğüm yer İsveç.. ben de orada  gördüğüm çocuk etkinliklerini ve çocuk müzelerini anlattım.</p>
<p>Bunun  üzerine Türkiye&#8217;de böyle birşey olamaz mı, diye bir girişim başlattık.  İşte şimdi burada, Datça&#8217;dayız. Çok güzel bir belde, ilçe ve çok güzel  bir doğa burası.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Datça&#8217;da özgün bir  çocuk şenliğini grup olarak arkadaşlarıyla birlikte sunan ve on yıldan  bu yana bu düş peşinde, bir çocuk kütüphanesi ütopyası ile koşan  eğitimci, yaratıcı çocuk oyunları uzmanı Sayın Necla Ülkü Kuglin ile  söyleşi sürecek.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TChT-3JMXQI/AAAAAAAADZE/sXqQygot7mw/s1600/Copy+of+DSCN4955.JPG" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487728485370453250" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/TChT-3JMXQI/AAAAAAAADZE/sXqQygot7mw/s320/Copy+of+DSCN4955.JPG" border="0" alt="" width="320" height="271" /></a>Bu  şenliğe destek olan, katkı veren, çocuklar için yaratıcı düş  olanaklarına kucak açan ve Datça’nın en güzel parkını bu rüya  masallarına tahsis eden Datça Belediyesi&#8230; Bu konuda cömert davranan  Belediye Başkanı Sayın Şener Tokcan da burada. Yurtdışındaki kültür  değiş tokuşu içerikli bir geziden, bu şenlik için döndü.</p>
<p>Sayın  Orhan Keskinsoy da burada. Datça Kent Konseyi Başkanı ki onun parmak  izlerini de bu şenlikte görebiliyoruz. Başkan Sayın Şener ile yaptığımız  söyleşiyi ve Orhan Bey’le olan söyleşiyi de yaratcı çocuk etkinliği  görsellikleri ile yan yana yayımlayacağız. Bu ütopya gerçekleşneli ve bu  şenlik her yerde duyulmalı&#8230;</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin  SonMez, 6 Haziran 2010, Muğla</p>
<p>Fotoğraflar; Feryal Özkale Sönmez,  Muğla, Datça, 30 Mayıs 2010</p>
<p>(Sürecek)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=525</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapadokya’da geleneksel toprak ve insan ve Prof. Dr. Sayın Şener Oktik ve söyleşinin üçüncü bölümü&#8230; Çocukluk anıları hem yerel toplumsal tarih, hem o bireyin kişilik tarihi hem de içinde bulunduğu aile tarihini içerir. Tümüne bakınca tıpkı bir sarkacın sakin salınımı gibi anlatılar, varyantlarıyla temel öykü çevresine sarılır.</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=480</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=480#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 15:11:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Kapadokya’da sekileme yapar, oraya toprak koyar maydanoz eker, domates  eker, elmasını, kaysısını yetiştirir ama çoğu zaman bunları ticaret için  yapmaz, kendi yaşamı için yapar.&#8217; Bilim insanı olması nedeniyle Sayın  Oktik, Kapadokya&#8217;yı başkalarının görmediği bir açıdan gösteriyor ki  analitik deneme yazılarına kaynak yapılabilir bir değişim dinamiği  ortaya çıkıyor onu dinlerken. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/04/uchisar.jpg"><img class="size-medium wp-image-482 alignright" title="uchisar" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/04/uchisar-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>&#8216;Kapadokya’da sekileme yapar, oraya toprak koyar maydanoz eker, domates  eker, elmasını, kaysısını yetiştirir ama çoğu zaman bunları ticaret için  yapmaz, kendi yaşamı için yapar.&#8217; Bilim insanı olması nedeniyle Sayın  Oktik, Kapadokya&#8217;yı başkalarının görmediği bir açıdan gösteriyor ki  analitik deneme yazılarına kaynak yapılabilir bir değişim dinamiği  ortaya çıkıyor onu dinlerken. Bu konuda 60’lı yıllardan belge olabilir  canlı kesitler de veriyor. Büyük bir üniversitenin rektörü olmak  özellikle bizim toplumda şefkatli, hoşgörüsü yüksek, bazı sıkıntılı  durumlarda bile gülümseyerek hayata ve geleceğe bakabilen özverili bir  sevecenlik yeteneği de ister. Sayın Oktik bu özellikleriyle seçkin bir  bilim insanı.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Kapadokya’yı geleneksel  toprak insan ilişkisi ve kendisi için üretimi ile bu söyleşide biraz  daha yakından tanıyacağız. Canlı anılarla Muğla doğasında Uçhisar’ı   yaşayan Rektör Prof. Dr. Sayın Şener Oktik ile yaptığımız söyleşinin  üçüncü bölümünü birlikte izliyoruz.<br />
Sevgi içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin  SonMez, Stockholm, 8 Nisan 2010</p>
<p>SORU;  Sayın<a href="../wp-content/uploads/2010/04/sener.jpg"><img class="alignleft" title="oktik" src="../wp-content/uploads/2010/04/sener-289x300.jpg" alt="" width="289" height="300" /></a> Şener Oktik, aileniz Uçhisarlı, siz Ankara’da doğdunuz. 60’lı  yıllar ve Ankara Nevşehir arasında Uçhisar’da yazları bir kaya evde  kalan çocukluk anıları. O kaya ev duruyor mu?<br />
YANIT; Tekin Bey,  babam tabii ki ordaki uzun dönem yaşamını güzelleştirmek için çok güzel  bir ev yaptırdı Uçhisar’da ve biz bu evde yaşadık, resimleri var. Hatta  geçenlerde gidip yeniden çektim, bir otel zincirinin parçası olmuş  durumda. Evi de otelin bir parçası haline getirmişler. Bizim  çocukluğumuzun geçtiği (yapılış şekli aslında bir kayanın uzantısı  üzerine kurulmuş bir ev, kayanın içindeki bölümde soğuk bölge var, burda  birtakım şeyleri saklıyorsunuz, ordakilerin tabiriyle şırahane denilen,  pekmez yaparken üzümün ezildiği bölüm var. Benim çocukluğumda vardı,  şimdi orayı başka amaçla kullanıyorlar) temel yapı orda duruyor, gittim  gezdim.</p>
<p>SORU; Kapadokya kaya evleriyle ünlü! Kaya evlerde yaşam  geleneğini yüzlerce yıl öteye bağlayan bu toplumu, sizin açınızdan  ürettikleriyle tanıyalım. En tipik, en önemli özellik.. nasıl  tanımlayacağız?</p>
<p>YANIT; Bence en önemli şey Kapadokya’da  sürdürülebilir bir yaşamın olmasıdır. Kapadokya bölgesinde insanlar  tükettiklerini üretmeye çalıştılar hep. Fakat başka bölgelere, örneğin  Çukurova’ya gidin, Çukurova&#8217;daki bütün yapılanlar ticaret içindir, büyük  arazileri eker biçer onu satar onunla karşılığında birşey alırlar.  Kapadokya&#8217;da görürsünüz, insanlar kendi üzümünü, kendi patatesini, kendi  buğdayını.. yani kendine has birşeyler yaparak sürdürülebilirliğini  sağlıyor. Pekmezini kendi kaynatıyor, ekmeğini kendisi yapıyor, tavuğunu  kendisi yetiştiriyor; koyunu, keçisi herkesin birşeyi var. Hiçbiri  ticari meta değil.. bir anlamda değil.<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S2CQ_BTNvjI/AAAAAAAACUw/ej641pzKcqk/s1600-h/10.jpg" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431500562964004402" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S2CQ_BTNvjI/AAAAAAAACUw/ej641pzKcqk/s200/10.jpg" border="0" alt="" width="200" height="150" /></a></p>
<p>SORU;  Hiçbiri ticari meta değil, ama  koyunu, keçisi var dediniz. Böyle  pastoral dünyada çocukluk resimleri de var mı?<br />
YANIT;Yani bakın  yine.. evet.. 60’lı yıllar herhalde, hafızamdan gitmeyen resimler de  vardır bu gidiş gelişlerden. Evde bir keçi vardı hiç unutmuyorum, keçi  öldü, keçinin bir yavrusu vardı, yavru ortada kaldı ve yavruyu kardeşim  gibi sütle besledim, büyüttüm ve yavru benden ayrılmazdı.  Hiç  unutmuyorum, o bölgeye çok turist gelirdi. O yavruyla turistler benim  çok sayıda resmimi çekmişlerdir, adres alıp çoğunu da gönderdiler bana..  öyle resimlerim vardır benim.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S2CTgO92DrI/AAAAAAAACVY/ulmv6pevn-A/s1600-h/26.jpg" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431503332591406770" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S2CTgO92DrI/AAAAAAAACVY/ulmv6pevn-A/s200/26.jpg" border="0" alt="" width="200" height="138" /></a>SORU;  60’lı yıllarda Kapadokya kendi tüketimi için üretim yapıyordu, dediniz.  Toplum bunu sürdürüyor mu?<br />
YANIT; Benim 7-8 yaşlarında olduğum, tabii  tabii 61-62.. o yıllar  her aile kendi içerisinde yeterli bir döngü  içerisindeydi. Bana göre farkı bu; bakın toprak yoktur, bir sekileme  yapar, oraya toprak koyar maydanoz eker, domates eker kaysısını  yatiştirir, elmasını. Ama çoğu zaman bunları ticaret için yapmaz.  Tüketim için yapar. Kendi yaşamı için. Çünkü Kapadokya&#8217;da çok büyük,  öyle ekip biçip de ticaret yapacak arazi yok aslında. Büyük ölçüde şu  kadar araziye pamuk ekeceğim, bu kadar araziye buğday ekeceğim de bundan  şu kadar ürün alacağım, bundan da ticaret yapacağım, demek mümkün  değil. Şimdi Kapadokya&#8217;nın bu karakteri değişti, bir müddet sonra  nüfusun artışıyla o bölge bu yaşamını sürdüremez hale getirdi..</p>
<p>SORU;  Nüfus artışı o bölgenin bu yaşamını sürdüremez hale getirdi,  diyorsunuz.  Nüfus hareketleriyle gidenin yerine yenisi gelmedi mi?<a href="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S2CTzK29suI/AAAAAAAACVg/qLzxWby8L8s/s1600-h/3.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431503657906320098" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S2CTzK29suI/AAAAAAAACVg/qLzxWby8L8s/s200/3.jpg" border="0" alt="" width="200" height="148" /></a></p>
<p>YANIT;  Sürdüremez hale getirdi getirdi ama Kapadokya özel birşey oldu. Bakın,  incelediğinizde göreceksiniz, bu bölgedeki insanlar ticaretin taşıyıcısı  oldular. Kapadokya&#8217;da çok sayıda kamyon şoförü vardır. Kapadokya&#8217;da çok  sayıda kamyon vardır. Buna bağlı olarak Nevşehir&#8217;e bakın, bunların yan  sanayileriyle sanayileşmiştir. Daha önce at arabası yapılırdı.  Nevşehir&#8217;e gittiğinizde en çok ne yapılır, diye bir sorun.  Şimdi  karoser yapılır, kamyon arkası yapılır. Taşıyıcılık çünkü evet.  Taşıyıcılık yapıyorlar. Bunlar işte nerden, Çukurova&#8217;dan alıyorlar  ihtiyaç olan Doğu&#8217;ya, Ankara’ya vesaire vesaire yerlere götürüyorlar.</p>
<p>SORU;  Sayın Oktik, Kapadokya&#8217;yı başkalarının görmediği bir açıdan  gösteriyorsunuz ki analitik deneme yazılarına kaynak yapabileceğim bir  değişim dinamiği ortaya çıkıyor sizi dinlerken. Turizme dönük genç  kuşak, toprakla bağını sürdüren eski kuşak kadar mutlu mu size göre?</p>
<p>YANIT;  Gençler, biz ve bizden daha genç olan grup turizmden büyük beklenti  içine girmişler, onun rutinleriyle hayatlarını döndürüyorlar. Nedir bu,  işte turiste bir çay satabilmek, yahutta bir halı satabilmek, kadınlara,  artık özelliklerini kaybetmiş olan birtakım örgüleri ördürerek.. ama  baktığınız zaman hiçbir özelliği olmayan şeyler&#8230;</p>
<p>SORU; Turizm  geldi! Eski kuşak toprak ilişkisiyle nerede, değişen toplumda yeni kuşak  kendisine nasıl bir rol yükledi size göre?<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S2CTEl-FjiI/AAAAAAAACVQ/NAVOwz9nWaQ/s1600-h/18.jpg" onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431502857730100770" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S2CTEl-FjiI/AAAAAAAACVQ/NAVOwz9nWaQ/s200/18.jpg" border="0" alt="" width="200" height="150" /></a></p>
<p>YANIT;  Kaçınılmaz olarak Kapadokya&#8217;da turizmle beraber insanlar toprakla  ilişkisini kopardı maalesef. Babamın o eski çocukluk arkadaşları halen  şu anda ki onların hepsi 68 ve 80 yaş arası grubu bunlar toprakla hala  uğraşmaya çalışıyorlar, hala o eski nostaljik olarak babasından kalan  küçük toprak parçasına gidiyor, elma ağacının dibini kazıyor, yahut onu  ilaçlıyor falan. Müthiş bir dinçlik var yani. Onları da görüyorum, çok  mutlular.</p>
<p>Tüm Kapadokya fotoğrafları/arşiv; Tekin Sonmez  kamerasından, söyleşi;  Muğla, Kasım 2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=480</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muğla Köyceğiz’de Palmiye Müzesi ütopyası ve Dr. Ragıp Esener ile söyeşi…Güzeli neden uzaklarda arayacaksınız? Bakın hemen çok yakında bir adım ötede doğa harikası renk renk görsellikler sizleri bekliyor.</title>
		<link>http://tekinsonmez.com/?p=401</link>
		<comments>http://tekinsonmez.com/?p=401#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Apr 2010 19:44:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotograf/Soylesi/Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tekinsonmez.com/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[Doğa sanatları konusunda fazla söz istemez.
İlkin toprak, su, hava ve    güneş dörtlüsünün ortaya koyduğu ürünlere bakmak yeter.
Bunları çok    uzaklarda aramayın! Stockholm’un devasa botanik müze sarayında aramayın.
New York’da, Londra’da,  Güney Afrika’da, Paris’te, Venedik’te aramayın!
Dr. Ragıp Esener, orada Köyceğiz’de bir ütopya peşinde koştu, yaşadı ve   onu ‘Saklı Cennet’ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/04/24-nisan-10-Palmiye-SANY0243.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-406" title="24 nisan 10 Palmiye SANY0243" src="http://tekinsonmez.com/wp-content/uploads/2010/04/24-nisan-10-Palmiye-SANY0243-300x248.jpg" alt="" width="300" height="248" /></a>Doğa sanatları konusunda fazla söz istemez.</p>
<p>İlkin toprak, su, hava ve    güneş dörtlüsünün ortaya koyduğu ürünlere bakmak yeter.</p>
<p>Bunları çok    uzaklarda aramayın! Stockholm’un devasa botanik müze sarayında aramayın.</p>
<p>New York’da, Londra’da,  Güney Afrika’da, Paris’te, Venedik’te aramayın!<br />
Dr. Ragıp Esener, orada Köyceğiz’de bir ütopya peşinde koştu, yaşadı ve   onu ‘Saklı Cennet’ içinde gerçekleştirdi.</p>
<p>Muğla Köyceğiz çevresinde yaşayanlar! Sizlere  sesleniyoruz!</p>
<p>Güzeli  neden uzaklarda arayacaksınız?</p>
<p>Bakın hemen çok  yakında bir adım ötede  doğa harikası renk renk görsellikler sizleri  bekliyor.</p>
<p>Şirin Köyceğiz kent merkezinden Batı yönüne, Ekincik/Sultaniye yoluna   sürün.</p>
<p>2 km bile gitmeden, hemen sağdaki köprüden geçer geçmez soldaki   yüksek palmiyelerin altından içeri girin.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Ben ve eşim Feryal Hanım, tıpkı böyle sürdük.</p>
<p>Görkemli seyirliklerden   çekimle birlikte Sayın Ragıp Esener ile kısa bir söyleşi de yaptık. <a href="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V8f7HuoqI/AAAAAAAACIo/Exe6jt687fk/s1600-h/CIMG0835.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428381813752898210" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V8f7HuoqI/AAAAAAAACIo/Exe6jt687fk/s200/CIMG0835.JPG" border="0" alt="" width="175" height="200" /></a></p>
<p>Geçen yıl sonu Stockholm’den Muğla ve Köyceğiz’e de yolumuz düştü.</p>
<p>Bu   yeni blog ile Köyceğiz ve çevresine, modern medya türü bir   gazetecilikle tanıtım katkısı vermek üzere seri, katılımcı söyleşiler   yaptık.</p>
<p>Daha önceleri ‘Simgesi Yeni Karia, Karia Arkaik’ adlı belgesel   kitapta yayınlanan (2005) söyleşi sonrası, önceki iki sayfayı Köyceğiz   Belediye Başkanı Sayın Erbay’ın söyleşisine ayırdık.</p>
<p>Saklı Cennet Köyceğiz’de, Palmiye Müzesi ütopyasına yıllar veren  Dr.   Sayın Ragıp Esener bu kez aşağıdaki sunum ile birlikte internet   sayfasında.</p>
<p>Daha sonra ikinci bölümle sürecek söyleşiyi ve renk renk doğa sanatı   örneklerini izleyelim.<br />
Sevgi içtenlik…</p>
<p>Tekin SonMez<br />
Stockholm, 19 Ocak 2010</p>
<p>SORU; Sevgili Ragıp Esener, 2002’de sizinle söyleşi yaptık. Dediniz   ki ‘Türkiye’de Rize’den sonra hemen hemen en çok yağış alan bölge   burası.’ İklim değişikliği söyleniyor. Köyceğiz’de değişti mi?</p>
<p>YANIT; İklim devam ediyor. Yağmurlar son yıllarda  azaldı.</p>
<p>SORU; Bir müze tasarımınız vardı, bu Palmiye Müzesi tasarımı bugün ne   aşamada?<a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V4dqNwIwI/AAAAAAAACII/X5cYOU0mjXU/s1600-h/SANY0301.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428377376808510210" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V4dqNwIwI/AAAAAAAACII/X5cYOU0mjXU/s200/SANY0301.JPG" border="0" alt="" width="200" height="150" /></a></p>
<p>YANIT; Bizim düşüncemiz yaşayan palmiye müzesiydi.</p>
<p>O oldu sayılır. Tabii eksik türler, büyümeyen bitkiler var ama en   azından bir nüvesi oluştu.</p>
<p>SORU; 2002’deki söyleşide; ‘bahçemizde yaklaşık 100’e yakın palmiye   türü var dediniz. Bu sayı nedir şimdi?<br />
YANIT; Palmiye türü sayımız 140, bütün bitkiler 1000’in üzerinde.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V4_KiOJOI/AAAAAAAACIQ/VZ0nYZV1Q3o/s1600-h/SANY0223.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428377952419980514" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QxIL4_gXLac/S1V4_KiOJOI/AAAAAAAACIQ/VZ0nYZV1Q3o/s200/SANY0223.JPG" border="0" alt="" width="200" height="150" /></a>SORU; Bu bir rekor  sayılabilir mi?<br />
YANIT; Botanik bahçesi için sayılmaz. Çok büyük örnekler var tabii.. ama   bunda doğal bitkiler dahil değil. Doğal bitkilerimizi ben de   tanımıyorum fazla, ama herhalde birkaç yüz çeşit doğal bitki bahçede   var.</p>
<p>SORU; Doğal bitki, doğal beslenme bitkileri mi?<br />
YANIT; Hayır! Buranın doğal bitki örtüsü, mesela küçücük otlar, çalılar   bu tanıma giriyor.</p>
<p>SORU; Enerji veren bitkiler.. ilginiz devam ediyor mu?<br />
YANIT; Şifalı bitkilere devam ediyoruz. Bazı, gene tropik bitkilerin   Türkiye’de ilk üretimlerini yapıyoruz.</p>
<p>SORU;  Çin’den getirdiğiniz bitkiler var,  bunlarla da ilginiz devam  ediyor  mu? Bunları değerlendirebiliyor musunuz, insanlara şifa vermesi   açısından. Bir sunum yapabiliyor musunuz?</p>
<p>YANIT; Bunlarla özellikle uğraşan kimseler var, bizde olduğunu   biliyorlar, sadece fidan olarak veya fide olarak satış yapıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tekinsonmez.com/?feed=rss2&amp;p=401</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
